20 Temmuz 2016 Çarşamba

Teşekkürler Boban

Spurs organizasyonu kemik kadro yapısını korumasıyla bilinse de en arka plandaki oyuncu sirkülasyonu doğası gereği hiç durmaz. Boban Marjanovic de geçtiğimiz yıl Temmuz ayında deneysel  arka plan takviyelerinden biri olarak takıma katılmıştı. Uluslararası turnuvalarda birkaç kez denk geldiğim Boban'ı imza attığında neredeyse hiç tanımıyordum, içinde birçok hikaye barındıracak olan 2015-2016 sezonunda kalbimde ayrı bir yeri olacağının farkında bile değildim. Bir anda kendimi farklı giden bir maçın son çeyreğinde "UNLEASH THE BOBAN!" derken buldum.

Ekstra uzun diyebileceğimiz 2.20+ adamların NBA'de farklı bir aurası oluyor. Bizler Spurs taraftarı olarak bu boyda oyunculara sahip olmaya alışık bir taraftar grubu değiliz. 1993-1994 sezonunda Spurs formasıyla 1 maçta toplam 1 dakika oynayan 2.26'lık Chuck Nevitt'i saymazsak, 2.22'lik Boban takım tarihinin en uzun oyuncusu. En kısa sürede taraftarın sevgilisi olmayı başaran oyuncumuz olduğunu da söylemek lazım. Normal sezonda 20-25 sayı farklarla önde girilen maçlarda son çeyrekte taraftarın trafiğe aldırmadan AT&T Center'da kalmasının neredeyse tek sebebi Boban'dı. Bizler ekran başında dev auralı dev adamdan bir blok ya da bir smaç daha izleyebilmek için ekstra uykusuz kaldık. 

Değdi mi? Sonuna kadar değdi.

Sahada Güliver gibi takılan ve oyunda kaldığı süre boyunca önemli katkılar veren müthiş bir karakter tanıdık. Spurs taraftarı olarak onunla kurulan gönül bağı yalnızca eğlence temelli değildi, biz onunla üstünlüğü hissettik. Boban'ın rakamlarını 36 dakikaya vurduğumuzda 21.0 sayı 13.7 ribaund gibi müthiş istatistikler çıkıyor karşımıza. Hem neşemizdi, hem son çeyrek sigortamızdı. Gidişi beni derinden üzdü. Pistons'ın ona verdiği kontratı Spurs'ün karşılama şansı bulunmuyordu; yani son kaçınılmazdı. Ne adamlar ne paralar alıyor dediğimiz ortamda Boban'ı birinin kapacağı çok belliydi. Umarım yeni takımında daha iyi bir rolü olur ve Tim Duncan'la yaptığı çalışmaların meyvesini alır. Onun için her zaman en iyisini isteyeceğim. Ayrılık da sevdaya dahil diyelim. Teşekkürler Boban.

11 Mayıs 2016 Çarşamba

İpler Onların Elinde

Korktuğum şey oldu ve ev sahibi avantajını yitirdik. Türlü sebeplerden dolayı bu seride yalnızca 2 maçı canlı seyredebildim. O 2 maçı da kazandık. İzlemediğim 3 maçı kaybettik. Bunun bir totem olup olmadığını kendimce sorgulamaya başladım. 6. maçı ne olursa olsun seyredeceğim.

Geçtiğimiz yıllara dönüp baktığımızda serileri bu noktadan çevirmekte çok da başarılı olmadığımızı görüyoruz. Popovich yönetimindeki Spurs daha önce 12 kez bir sonraki maçı deplasmanda oynayacağı ve kaybetse eleneceği şekilde geriye düşmüş, bu maçların 10'u Spurs mağlubiyetiyle sonuçlanmış. Ne olacağı elbette belli olmaz ama ipler artık tamamen Thunder'ın elinde, bunu biliyoruz.

Yıllar boyu klasikleşen bir muhabbet var: Thunder hücumunun dağınıklığı, Durant'in etkin kullanılamaması vb. Durant'in etkin kullanılamamasında en büyük pay koçların ve Russell Westbrook'un oldu hep. Burnunun dikine gitmeyi seven Westbrook 4. maç öncesi açıklama yapıp, bir anda daha pasa yönelik oynayacağını açıkladı. Sonuç: Westbrook 15 asist Durant 41 sayı ve Thunder galibiyeti. Bas bas bağıran sorunun panzehirini denemek için seçtikleri maç çok akıllıca oldu ve karşılığını aldılar. Kawhi Leonard bu yılın son 20 yılda gördüğü en büyük dış savunmacı ama gelin görün ki Durant de son 20 yılın en büyük skoreri. Hal böyle olunca sonuç kaçınılmazdı. İstediği topları alan ve gününde olan bir Durant karşılaşmayı en son isteyeceğiniz rakip, Kawhi'ya sahip olsanız bile.

Bu 4. maçın hikayesiydi. 5. maç ve seri geneline bakacak olursak tıpkı Durant örneği gibi yanlışlarından dönen bir Thunder görüyoruz. Dion Waiters denilen el bombası 5. maçta +/- istatistiğinde sahanın en iyisi olmuş (+18). Enes Kanter baya baya savunma yapıyor ve etkili de oluyor. Zaten bu defektleri kapattığınızda Thunder tehlikelinin de ötesinde bir takım. Korkunç geç kalmış olsalar da bireysel anlamda her oyuncu doğru işleri yapmaya başladı, bu bizim hiç işimize gelmedi tabi ki de. Yan parçaları böyle doğru oynadığında Durant'in teklese bile Westbrook patlıyor ve koparıyorlar maçı.

Spurs açısından baktığımızda ise dün hücumda yaşanan dengesizlikten bahsetmiştim. Hücumu en basit haliyle birkaç bileşene bölmüş ve bunlardan aksayan kısmın üçlükler olduğunu söylemiştim. 5. maç üçlükler aksamadı. Danny Green 6 isabet bularak görevinin başarıyla yerini getirdi ancak bu sefer LaMarcus aksadı. Playofflarda hiç olmayan şey, serinin kırılma maçında oldu ve LaMarcus 6/21 attı. Daha önce de söylediğim gibi hücumun bir bileşeni dahi aksasa galibiyete gidemiyoruz.

Serinin 6. maçı Oklahoma'da oynanacak. Ne yazık ki ipler artık onların elinde. Popovich'in bütün kozlarını oynamasını bekliyorum. Olur da kaybedersek Tim Duncan ve Manu Ginobili'nin kariyerlerinin son maçı olma ihtimali var. Bu gerçek her seferinde canımı acıtıyor ama göz ardı edemeyiz.

10 Mayıs 2016 Salı

Hücum Dengesizliği

'Girmeyince girmiyor işte' derler ya, işte o durum son zamanlarda Spurs'de çok yaşanmaya başladı. Ben de bunun üzerine bir iki şey yazmak istedim. Spurs hücumunda alan paylaşımı ve pas dağıtımının önemini tekrarlamaya gerek yok. Spurs, diğer NBA takımlarının aksine yeni basketbol trendine yani üçlüğe dayalı sisteme tam anlamıyla geçiş yapmadı. LaMarcus Aldridge'e sahip olan takımın onun orta mesafe şutundan ve post-up oyunundan yararlanmaması düşünülemezdi zaten. LaMarcus bu işleri bir bütün olarak belki de ligde en iyi yapan isim. Onun sağladığı bu imkan, pas dağıtımı ve üçlüklerle birleşince Spurs hücumu hep o bahsedilen takır takır işleyen makineye dönüşüyor. Peki problem ne? Hücumun bu saydığımız bileşenlerinden 'üçlükler' beklenmedik yerde aksıyor, aksayınca da tam aksıyor.

Bir NBA Finalleri serisinde en çok üçlük atan oyuncu unvanına sahip olan Danny Green'in sezon boyu formsuzluğundan bahsedip durduk. Onun üçlükleri olmadan takır takır işleyen sistemden bahsetmek mümkün değil. Hücumdaki aksama temelde onunla başlıyor. Rakamlarla konuşacak olursak Green geçtiğimiz sezon 41%'le üçlük atarken, bu sezon 33%'le attı. İyi (gibi görünen) haber şu ki playofflarda şu ana kadar 48%'le atıyor. Maç özelinde bakarsak 5/6 attığı ilk Thunder maçını kazandık. 3/8 attığı ikinci maçı kaybettik. 2/5 attığı üçüncü maçı kazandık. Bir üçlük deneyip isabet bulamadığı 4. maçı kaybettik. Üçüncü maçtaki istatistiği önermeyi yanıltır gibi görünüyor ama o noktada da şu detayı vermek istiyorum: Spurs o maç takım halinde 52%'yle üçlük attı, yani Green'in açığı kapanmıştı.

Bir diğer güvendiğimiz isim Patty Mills Thunder serisinde denediği 11 üçlükten yalnızca 2 isabet çıkarabildi. Sezon içinde 48%' gibi inanılmaz bir yüzdeyle atan Kawhi da 4 Thunder maçında toplam 13'te 4 üçlük attı [1. maç(W) 1 isabet, 2. maç(L) 0 isabet, 3. maç(W) 3 isabet, 4. maç(L) 0 isabet]. Özetle takımın majör üçlük silahlarının performanslarına istatistiksel olarak baktığımızda bu sıkıntıyı anlayabiliyoruz. Bir gün giren şut, diğer gün girmiyor. Alan müthiş paylaşılıyor, savunmalar bir  şekilde aşılıyor ama hepsinin mükafatı olacak o üçlük isabeti gün aşırı maçlarda dahi farklı sonuçlanıyor. Dalgalanma risk teşkil edecek bir boyuta ulaştı artık. Her konuda istikrarıyla ABD'de model takım haline gelen Spurs alışmadığı bir şekilde maç içerisinde istikrarsızlık yaşıyor. Olay gününde olmama durumundan çıkalı çok oldu, maçlar kaybediliyor. Thunder serisinde hala favoriyiz ama durumun da 2-2 olduğunu hatırlamakta fayda var. Thunder serisi geçildiği takdirde bölüm sonu canavarlarıyla oynuyor olacağız. Biri son şampiyon diğeri ise rekorları alt üst ederek 8-0'la gelen Cavs. İşlerin rayına girmesi için fazla vaktimiz yok.

24 Nisan 2016 Pazar

Batıda Playoff Ruhu

NBA'de playoff ilk tur serilerinde korkunç bir güç dengesizliği ön plana çıkıyor. Özellikle Batı Konferası'nda 20+ sayı farkla biten maçlara alıştık artık. Beklenti de bu yöndeydi zaten ama yine de playoff ruhuyla savaşan takımları gözlerimiz arar oldu. Dallas ve Houston favori olmamalarına rağmen maç almayı başardılar ancak biliyoruz ki devamı gelmeyecek. Batı Konferansı'nda rekabete, sonsuz mücadeleye kendimizi öyle endekslemişiz ki farklı biten maçlar yüzünden bir türlü havaya giremedik. Durum böyle olunca geçtiğimiz sezonları düşündüm ve aklıma direk Lillard'ın Rockets'ı evine yollayan bu şutu geldi. Görmek istediğimiz şey tam olarak bu. Yıllardır süregelen Batı'nın Doğu'ya kıyasla çok daha kaliteli olduğu gerçeği bir senede yıkıldı. Doğu Konferası'nda ilk tur eşleşmeleri (Cleveland hariç) her şeye gebe duruyor. Batı'da ise testiler ikinci tur ve sonrasında kırılacak. Bu sebeple özlemimizi dindirmek için bir hafta 10 gün kadar sabretmemiz lazım. Sonrasında müthiş şeyler olacak, yani umarım.

2 Nisan 2016 Cumartesi

Seri Bitti, Mesaj Hatırlandı

Jae Crowder'ın yokluğunda inişli çıkışlı bir görüntü çizen Celtics, ORACLE Arena'da Warriors'ı yıkarak tüm lige mesajı verdi, daha doğrusu hatırlattı. Mesaj tabi ki de şampiyonluk değil. Kadrolarında süper yıldız bir oyuncuya sahip olmayan takım, Jae gibi müthiş kilit bir oyuncusundan yoksunken başardı bunu. Dolayısıyla mesaj; Brad Stevens önderliğinde oyun anlayışı yeniden yapılanan Celtics'in önümüzdeki yıllarda büyük bir tehdide dönüşme potansiyeli. Elbette bu çıkarımı sadece Warriors galibiyetine bakarak yapmıyorum, bu galibiyet bunları dile getirmek için güzel bir fırsat olarak gördüm. 

Warriors'ın evinde kendi gibi oynamadığı maçları kazandığını gördük. Son ana kadar başa baş ya da geride oynayıp inanılmaz üçlüklerle maçları uzatmaya götürüp, uzatmada kazandıklarını gördük. Bugün o üçlük girmedi ama şunu belirtmek lazım ki kendileri gibi oynamışlardı: 46%'yla 20 üçlük isabeti buldukları bir maçı kaybettiler. Sezon boyunca görmeye alıştığımız 3. çeyrek dominasyonuna Celtics'ten aynı şekilde cevap alınca maçı alamayacaklarını hissettik, öyle de oldu.

Celtics özeline dönecek olursak Isaiah Thomas'ın gözlerimizin önünde birinci sınıf oyuncu klasmanına evrildiğini görüyoruz. Takım onun haricinde tümüyle görev adamlarıyla dolu ve Brad Stevens hepsinden müthiş bir verim almayı başarıyor. Kaybettikleri Blazers maçının üzerinden 24 saat geçmeden ORACLE Arena'ya çıktılar ve Stevens'ın efektif kadro kullanımıyla kazandılar. NBA tarihine geçen bir ev sahibi performansı serisini sonlandırdılar. 

Yazının başında dediğim gibi mesaj tamamen potansiyel üzerine; ellerinde müthiş değerli draft hakları var. 2016 draftı ne kadar derin olur bilinmez ama Celtics bu draftta en az 6 seçim yapacak gibi duruyor. Zamanında yaptıkları dev takaslarda aldıkları bu draft haklarının nasıl oyuncular olarak geri döneceğini merak ediyorum. Draft haklarının yanı sıra sezon sonunda salary caplerinde inanılmaz bir boşluk elde ediyorlar. Şu an 77 milyon dolarlık bir maaş ödemesine sahipler, bu rakamın 50 milyonu önümüzdeki sezon olmayacak. Üstelik kalan 27 milyonun içinde Isaiah Thomas, Avery Bradley, Marcus Smart gibi çekirdekte düşünülecek isimler var. Yani bu yaz Kevin Durant, DeMarcus Cousins, Kevin Love gibi oyuncuları eklemeye yetecek kadar boşlukları var. Yazın piyasada aktif olmalarını bekleniyor ve en az 1 süper yıldız hamlesine kesin gözüyle bakılıyor. Ellerindeki en önemli asset Brad Stevens. Oyunu, sistemi, anlayışı yapılandırıyor. Yönetim kanadı da kadroyu yapılandırmayı başarırsa, Celtics efsanesi sağlam adımlarla özlenen konumuna geri dönecek.

5 Mart 2016 Cumartesi

Lillard

LaMarcus Aldridge'in gidişi sonrasında serbest düşüşe geçmesi beklenen Blazers şu an Batı'da 7. sırada, bunun en büyük mimarı ise fotoğraftaki adam. Takımını sırtlayan Damian Lillard'ı artık yavaş yavaş NBA'in elit skorerleri arasında saymaya başlayacağız gibi görünüyor. Lillard, şu sıralar kariyerinin en iyi sezonunda All-Star'a seçilmemenin acısını rakiplerden bir bir çıkarmakla meşgul. Geçtiğimiz hafta 51 atmıştı, dün de Raptors potasına 50 sayı yolladı. Yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda maç başına (şimdilik) 25.8 sayı atan bu adamın All-Star'da nasıl olmadığını açıklamakta güçlük çekeceğiz. Hakkı yendi, umarım inanılmaz formuna ek olarak takımını playoff potasında tutmayı başarır. En azından bunu hak etti.

22 Şubat 2016 Pazartesi

Anthony Davis ve 59-20

Anthony Davis'in dün gece Pistons'a karşı 59 sayı 20 ribaund yapması beni kesinlikle şaşırtmadı. Davis'in inanılmaz potansiyeli bunu çok daha önce yapmasını gerektiriyordu. 

Davis, geçtiğimiz sezon gösterdiği performansla ligin en iyi oyuncusu tartışmasında LeBron-Durant ikilisine dahil olmayı başarmıştı (Curry'le beraber). Bu sezon üstüne koymasını beklerken bunu yapamaması ilginin ondan uzaklaşmasına yol açtı. Üzerine bir de Pelicans'ın sezon başında tepetaklak olması eklenince iyiden iyiye Anthony Davis ismi geri plana atıldı. Ta ki dün geceye kadar. Bu 59-20 herkesin onun nasıl bir oyuncu olduğunu tekrar hatırlamasını sağlayacak. Sezon başındaki ödül tahminleri yazımda MVP'nin Anthony Davis olacağını söylemiştim. Bu sezon bunun olması imkansız ancak önümüzdeki sezonlar için o ışığı tekrar hissettik. Davis, 59-20'lik performansı ile Wilt ve Shaq'ın bulunduğu elit bir ikiliye dahil olarak adını tarihe kazıdı. Sahip olduğu fizik-yetenek bileşimiyle daha çok rekorlar kıracağından en ufak bir şüphem yok.  Pelicans takımının gözünü kırpmadan 145 milyon dolar bağladığı 22 yaşında bir adamdan bahsediyoruz. Daha fazlasına her zaman hazır olun.

9 Şubat 2016 Salı

Grant Hill'i Hatırlayalım

NBA'de gündem yavaş yavaş tamamen All-Star'a dönmeye başlıyor. Oylama muhabbeti geride kaldı ama geç de olsa Grant Hill'in yıllar önce elde ettiği bu ünvanı paylaşmak istedim. Geçtiğimiz yıl Curry'nin aldığı oy sayısı uzun süre konuşuldu, bu yıl rekoru Kobe ele geçirdi. Hepsinin kendince değeri var elbet ama Grant Hill'in 1995'te çaylakken en çok oyu alması apayrı bir olay. Çaylak bir oyuncunun All-Star olması bile nadir görüyor (Hill'den sonra 3 çaylak seçildi: 2011-Blake Griffin, 2003-Yao, 1998-Tim Duncan). Griffin ve Duncan oylarla değil, koçların seçimiyle All-Star olmuştu. Çin'i arkasına alan Yao oylarla seçilmişti ancak o bile en çok oyu almayı başaramamıştı. Bir de Grant Hill'in daha ligdeki ilk senesinde yakaladığı şu atmosfere bakın. Hakeem Olajuwon'dan, David Robinson'dan, Charles Barkley'den, Scottie Pippen'dan, Shaq'tan daha çok oy almayı başaran bir çaylak. Yeni Jordan diyorlardı ona, hikayenin devamını biliyorsunuz, sakatlıklar...

6 Şubat 2016 Cumartesi

All-Star 2016 Yarışma Tahminlerim

Smaç yarışmasını Zach LaVine'nin katıldığı sürece kazanacağını düşünüyorum. NBA öncesinde kendisini takip etmiyordum ama geçtiğimiz sezonun başında onu araştırdığım günü daha dün gibi hatırlıyorum. Timberwolves'ın draft ettiği bu çocuk kim diye az bir arama yaptığınızda anında karşınıza smaç görüntüleri çıkıyordu. Ligde kendini kabul ettirmeyi başaran LaVine, sezon içerisinde de bizlere bu smaçlarından bolca gösterdi. Geçtiğimiz yıl yapılan yarışmada atletizminin yanına son derece yaratıcı fikirleri ekleme potansiyeline de şahit olduk. LaVine kazanır diyorum. Umarım kazanır ve katılmaya devam eder; Nate Robinson'ın rekorunu elinden alır. Ben Robinson'a o apoleti yakıştıramıyorum.

Yetenek yarışmasında müthiş bir atılım var. Yarışma başladığından beri katılımcıların hepsi kısalardan seçildi. Bu yıl uzun oyuncuların da katılacağı haberini aldık. All-Star hafta sonu tamamen şov amaçlı yapılan bir organizasyon ve eğlenceyi maksimize etmenin yolu bu tür devrimlerden geçiyor. Bir noktadan sonra kimse ultra-popüler guardların kendi pozisyonlarının en temel hareketlerini tripten tribe girerek yapmasından zevk almayacaktı. Değişim tam zamanında geldi bence. Uzunların gelmesiyle rekabet ayrı bir boyuta taşındı. Seçilen isimler de çok isabetli olmuş. DeMarcus Cousins'ı özellikle merak ediyorum. Favorim ise Isaiah Thomas.

Üçlük yarışmasına Steph Curry dışında bir tahmin yapmak akıl-mantık çerçevesine sığmaz ama yine de 1-2 şey söyleyeyim. Öncelikle Chris Bosh'un katılması güzel olay. Bosh, All-Star ruhunu en iyi yaşayan oyunculardan biri ve bunun yanı sıra Toronto'nun en büyük efsanelerinden. Shooting Stars yarışmasına ambargo koyan Bosh'u bir de bu platformda seyretmek keyifli olacak. Curry'den sonra plase diyebileceğimiz iki isim Klay Thompson ve J.J. Redick. Özellikle Redick'ten efsane bir performans gelebilir. Redick şu an sezonun en yüksek yüzdeyle üçlük atan oyuncusu ama yarışmayı sezon yüzdesi üzerinden değerlendirmek çok sağlıklı değil çünkü o 1 dakika içindeki ritme bakıyor her şey. Favori Curry.

2 Şubat 2016 Salı

Suns Baş Antrenörlüğüne Yakışacak İsim

Hornacek'in kovulması üzerine ortaya onlarca dedikodu atıldı. Ben o pozisyona en çok yakışacak ismin Steve Nash olduğunu düşünüyorum. O ayrıldığından beri Suns playoff yapamıyor.  En kötü D'Antoni olsun ama o ekolden biri olsun. 2000'lerde üçlük ve paslaşmaya dayalı düzenin tohumlarını onlar atmıştı. İhtiyaçları olan şey o ruhu diriltmek.

30 Ocak 2016 Cumartesi

All-Star Batı Yedekleri Üzerine

NBA rekoruna göz diken Warriors'tan 3 oyuncu olması beklenen bir durumdu. Geçtiğimiz sezon Doğu'yu domine eden Atlanta'da başı çeken 4 isim seçilmişti. Warriors'ta bu sayı 3 olduğu için takımda All-Star kalibresinde olan herkes maçta yerini alacak diyebiliriz. Sayı krallığında 3., ribaund krallığında 4. olan DeMarcus Cousins'ın olmaması düşünülemezdi. Aynı şekilde sayı krallığında 2. olan Harden'ın seçilmesi de sürpriz olmadı.

Tıpkı Warriors gibi lig tarihine geçecek bir performans gösteren Spurs'ten ikinci bir ismin alınmasını bekliyorduk. Portland sezonlarına göre istatistiksel olarak düşüş yaşayan LaMarcus Aldridge ne olursa olsun bu takımın ikinci yıldızı konumundaydı, tercih ondan yana kullanılmış. Az bir ihtimal de olsa onun yerine Tony Parker düşünülebilirdi veya tıpkı Kobe gibi onore etmek adına Tim Duncan seçimi de beni şaşırtmazdı.

Konferansta 4. sırada bulunan Clippers'tan birinin de takımda olması gerekiyordu ve Chris Paul da kadroda kendine yer buldu. Paul yıllardır olduğu gibi stabil, kendi çizgisinde katkı vermeye, liderlik yapmaya devam ediyor. Bu Paul'un 9. All-Star'ı olacakmış. Ne ara o kadar seçildi diye şaşırmadım değil, zaman çabuk geçiyor. 

Rakamsal olarak Paul'dan çok daha iyi olan Damian Lillard takım başarısı engeline takılmış. Sezon başından beri konferansın diplerinde gezen Pelicans'tan Anthony Davis'in seçilmesi bence Lillard'a yapılan bir haksızlık oldu. Takım başarısı haricinde Lillard'ın seçilmemesine bir sebep bulmak mümkün değil. Hal böyleyken Davis'in seçilmesi tutarlı olmamış. Kadroya giremeyen Lillard'ın bu sezon 24.3 sayı 7.1 asist'le oynadığını hatırlatayım.

29 Ocak 2016 Cuma

All-Star Doğu Yedekleri Üzerine

Kısalarda sürpriz olarak gördüğüm bir isim yok. Birkaç gün önceki yazımda da belirttiğim gibi Butler ve DeRozan'ın yeri garantiydi. Wall-Irving-Thomas üçlüsünden de ikisi seçilecekti; seçim Wall-Thomas'tan yana kullanılmış (Küçük enişte Thomas'ın bu onura erişmesi beni ayrı sevindirdi). 26 maç kaçıran Kyrie'nin, sezon başından beri forma giyen Wall ve Thomas'ın önünde seçilmesi adaletsizlik olacaktı. Bu anlamda seçimlerin doğru olduğunu söyleyebiliriz. Geçerli diğer bir bakış açısı ise seçimleri takım başarısı üzerinden değerlendirmek. Bu pencereden baktığımızda Doğu 1.si Cleveland'dan yalnızca LeBron'un olması sırıtıyor ancak Cleveland'da sezon genelinde gördüğümüz resim bu değil mi zaten?

Doğu uzunlarında Drummond tartışılmaz. Ondan beklediğim sıçramayı bu sezon gerçekleştirdi ve All-Star'da sonuna kadar hak ettiği bir yer kazandı. Doğu 4.sü Atlanta'dan birinin olması gerekiyordu, bu sezon takımın yıldızı olan Millsap seçilmiş. Tartışmaya açık tek isim Chris Bosh gibi görünüyor. Bosh bu sezon All-Star seviyesinin altında mı oynadı? Kesinlikle hayır ama kadroda Doğu 7. si Miami'den değil de 3. olan Chicago'dan iki oyuncu yer alınabilirdi diye düşünüyorum. Özetle Bosh yerine Pau Gasol seçilebilirdi.

26 Ocak 2016 Salı

Kemba Yine Kıl Payı Dışarıda Kalacak

Kemba Walker'ın geçtiğimiz yıl All-Star Doğu Karması'nda olması gerektiğini düşünüyordum. Geçerli sebeplerden dolayı olamadı. Bu yıl da performansını All-Star'lık buluyorum ama yine seçilmeyecek.

Bu sezon itibariyle sahada oyununu bir tık daha ileri götüren bir Kemba Walker var. Charlotte Hornets; Al Jefferson ve Nicolas Batum'un sakatlıklarına rağmen, Kemba'nın müthiş gayretiyle Doğu'da 9. sırada yer alıyor (Doğu'da playoff hattının altında inanılmaz bir yarış olduğunu da hatırlatalım). Takımın 22-23'lük bir derecesi var. Bu noktaya kadar bunu iyi bir durum gibi gösterdim ama All-Star perspektifinden bakınca kesinlikle değil. 50%'nin altında olan bu derece, Walker'a All-Star seçiminde handikap olacak, tıpkı geçen yıl olduğu gibi. O olmasa takım daha aşağılarda olacaktı belki ama seçimler sonuç odaklı bakılıyor. "Hornets Doğu'nun 9.su mu? Evet. Konu kapanmıştır." şeklinde.

Takım derecesini bir kenara koysak bu seneki performansı göz ardı edilemez. Geçen hafta 4 gün arayla bir 52, bir de 40 attı. 52'nin Hornets kulüp rekoru olduğunu da söyleyelim. Sezon ortalamaları ise şu şekilde;

20.6 sayı 4.2 ribaund 5.1 asist 1.8 top çalma

All-Star karması yedekleri toplamda 7 kişi oluyor. Bunların 4'ünün kısalar arasından seçileceğini kabul edersek, Kemba'nın önüne kimler geçebilir diye düşündüğümüzde karşımıza şu isimler çıkıyor:

- Jimmy Butler
- DeMar Derozan

- John Wall
- Kyrie Irving
- Isaiah Thomas

Üstteki ikiliyi ayrı yazdım çünkü onların yeri garanti. Bu sezon All-Star için Kemba'yla kıyasta bulunmak her iki oyuncuya da saygısızlık olur. Geri kalan üçlüden ilk ikiye girmesi lazım Kemba'nın. Takımı Hornets'ten daha aşağıda da olsa John Wall'ı dışarıda bırakamazsın. Kyrie az maç oynadı ama inanılmaz bir popülaritesi var. Geriye bir tek Thomas kalıyor. O da Doğu 5.si olan takımda maç başına 21.7 atıyor. Özetle Kemba'nın iş bu yıl da olmaz gibi görünüyor. Önümüzdeki sezon All-Star olabilmesi için sınırlarını iyice zorlaması ve takım olarak daha iyisini ortaya koymaları gerekecek.

21 Ocak 2016 Perşembe

Hack-A-.. Taktiğinin Geldiği Boyut

K.J. McDaniels dün 9 saniye içerisinde Andre Drummond'a 5 faul yaptı. Hack-A-Drummond taktiği sonucunda 36 serbest atış kullanan Drummond, 23 tanesini kaçırarak NBA rekorunu kırdı. Unutmadan; maçı Pistons kazandı. 

12 Ocak 2016 Salı

Shaq Her Anlamda Başkaydı

Dünyanın en zengin adamını başkası kucaklasa belki tebessüm bile yaratmaz ama kucaklayan Shaq olunca işler değişiyor. Onun yarattığı eğlence atmosferini başka bir oyuncuda yakalayabileceğimizi düşünmüyorum.