Kawhi Leonard etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kawhi Leonard etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2017 Cuma

Kawhi Leonard Sezon Değerlendirmesi


Kawhi Leonard sistemin parlattığı bir oyuncu mu tartışmalarının sonsuza dek kapandığı bir sezonu geride bıraktık. Cevap: "Değil". Hatta öyle bir değil ki bugün kimi otoriteler Kawhi'ı MVP ödülünün dark horse'u (fazla üzerinde durulmayan favori) olarak gösteriyor. O artık sistemin çok ötesinde bir adam.
Kawhi'ın 2016/2017 sezonunu hücumda gösterdiği gelişim üzerinden anlatmak en uygun yöntem gibi görünüyor. Kawhi sezonu 25.5 sayı ortalamayla (lig 9.su) tamamladı. Bu bir önceki sezona kıyasla 4.3 sayılık bir artış demek. 4.3 sayı ciddi bir sıçrama ama inanın Kawhi'ın hücumdaki evrimini tarif etmede çok yetersiz kalıyor. Kawhi bu sezon ligin en önemli pick-and-roll oyuncularından biri haline geldi. Switch olsun/olmasın birkaç dribbling sonrası orta mesafeleri sokarken artık çok daha rahat.
Kawhi orta mesafelerde hep iyiydi ama bu sezon şut öz güvenindeki gelişimi fark etmemek imkansız. Bu şutları yaratırken vücudunu çok iyi kullanmaya başladı.

Kawhi'ın şut güzellemesini orta mesafeyle sınırlayamayız tabi ki. Geliştirdiği bir diğer hücum silahı da ikili oyunla veya kendi başına yarattığı pull up üçlükler. Kawhi'ın üçlük yüzdesi 44.3%'ten 38.1%'e geriledi. Hücumdaki artan rolü sonrası sıkışan oyunda kilit açmak veya takıma momentum kazandırmak için üçlüklere yönelen Kawhi'ın yüzdesindeki bu düşüş gayet doğal. Maç başına isabet sayısını 1.8'den 2'ye çektiğini de ekleyeyim.
Kawhi pick sonrası drivelarını da epey geliştirdi. Bu driveların başarısında vücudunu kullanma becerisinin payı büyük. Geçtiğimiz sezon maç başına 4.6 serbest atış deneyen Kawhi'ın bu sezon bu rakamı 7.2'ye çekmesi tesadüf değil. Artık daha çok yükleniyor, daha agresif oynuyor. 

Serbest atışla sonuçlanan pozisyonların önemli bir kısmı da izolasyon oyunlarından kaynaklanıyor tabi ki. Gregg Popovich sistemlerinde yıllardır hep geri planda olan izolasyon hücumu, sistem ötesi Kawhi'la birlikte oyun planımıza dahil olmuş durumda (Küçük bir not: 2014 pas basketbolunu hala özlüyorum). Ve evet, Kawhi Leonard bu izolasyon işini de iyi beceriyor. Yine bu sezon geliştirdiği, Michael Jordan'ı/Kobe Bryant'ı andıran fadeaway atışlarını özel olarak beğeniyorum.


Kawhi'ın bu sezon en çok geliştirdiği yönlerinden biri de kuşkusuz clutch (yakın geçen maçın son anları) basketbolu. 2017 model Spurs 2016'ya kıyasla çok daha fazla yakın giden maç oynadı. Rakibin kadro kalitesinden bağımsız bir şekilde maçların sıklıkla gidip geldiğini gördük. Hatta bir ara arka arkaya 5-6 maç 10 sayı geriye düşüp dönme serimiz vardı. Hal böyle olunca geçtiğimiz sezona kıyasla daha fazla clutch dakika oynadık. Kawhi'ın bu anlarda kaybolması tüm bu gelişimin üzerine ağzımızda acı bir tat bırakabilirdi. O ise kaybolmanın yakınından bile geçmedi, ekseriyetle ağırlığını koydu. Büyük oyuncu tanımının olmazsa olmaz koşullarından birini bu sezon sağladı. Özellikle Rockets maçı unutulmazdı.



Biraz da Kawhi söz konusu olduğunda bahsetmeye alıştığımız yere gelelim, yani savunmaya. Kawhi'ın bu sezon Yılın Savunmacısı ödülünde geride kalmasını yadırgamıyorum. Hücumdaki yükü bu kadar artınca savunma performansı geçtiğimiz iki sezondaki kadar konuşulmadı. Konuşulmadı ama bu savunmasında eksilen bir şey olduğu anlamına gelmiyor. Kawhi'ın defansif +/- istatistiğindeki düşüşü (2.8->1.5) kendisine değil Tim Duncan'ın emekliliğine bağlıyorum. Kawhi aynı savunmayı yapıyor ama Gasol&Lee'yle beraber oynarken geçtiğimiz yılki defansif +/- rakamlarını tutturması mümkün değil. Bu sezon rakip takımların hücum ederken Kawhi'ı dışarı çektiğini gördük. Kawhi'ın savunduğu oyuncu sahanın en dibine giderek onu takım savunmasından ayırmaya çalıştı. Adamlar hücum ederken savunmacıya önlem aldılar. Daha ötesi olabilir mi? Özetle; The Claw hala The Claw.



Bugün geldiğimiz noktada Kawhi'ın lig tarihinin en iyi perimeter savunmacısı olup olmadığını tartışıyoruz. Bu adam rakip süper yıldızları savunurken aynı zamanda maç başına 25.5 sayı atıyor, üstüne üstlük kritik anlarda takımını tek başına sırtlıyor. Yine bu bahsettiğimiz adam 6 yıllık NBA kariyerinde yaptığı faulden (697) çok top çalacak (704) kadar temiz bir basketbol oynuyor. Tüm bunları yaparken egosuna yenik düşmüyor, muazzam bir takım arkadaşı olmaya devam ediyor.  İki yönlü basketbolun bu derece yüceltildiği ortamda Kawhi Leonard'dan daha değerli bir oyuncudan bahsedebilir miyiz? 2016/2017 sezonu itibariyle; sanmıyorum.

26 Kasım 2016 Cumartesi

Kobe Esintileri

Kawhi Leonard kariyerinin başından beri bir savunma uzmanıydı, hücumda ise her geçen yıl üstüne koyarak uzman seviyesine geldi. 2016-2017 sezonunda ilk 16 maç itibariyle maç başına 25 sayı atan bir canavar var karşımızda. Spurs şut antrenörü Chip Engelland'ın bu konuda payı büyük. Kawhi'ın şut mekaniğini düzeltip, şutunun bugünkü seviyeye gelmesini sağlayan isim o. Bugün değinmek istediğim nokta ise Kawhi'ın hücumdaki etkinliğinin evrildiği yön ile alakalı. Kobe yönü.

Mike Prada'nın da dediği gibi bu düşünce ilk başta rahatsız edici gibi görünüyor. Takım arkadaşlığının her daim en ön planda olduğu Spurs organizasyonunun yeni yüzünün, lig tarihinin paylaşmayı en az seven oyuncularından birine benzetilmesi tabi ki de rahatsız edici. Ama işin basketbol kısmına odaklandığımızda bu benzetmenin ne kadar değerli olduğunu kabul etmemiz gerekir. "Kobe gibi hücum etmek" inanılmaz bir şeyi temsil ediyor.
İzolasyon yani birebir oynanan hücumda Michael Jordan ve Kobe Bryant ile özdeşleşen birtakım hareket kombinasyonları var. Bu top sürme sonrası jump-shot da onlardan biri. Hayırsever biri Kobe'yi bu videoya montajlayarak benzerliğin seviyesini gözler önüne sermiş. Sezon başında Danny Green'in yokluğunda (ve tabi ki Parker'ın sakatlığında) ideal kadroya sahip olmadığımızdan ötürü sistemden ödün verip Kawhi izolasyonlarına dönüş yapmıştık. Yukarıdaki video bu periyota ait. Yine aynı dönemde oynanan Kings maçı sonrası DeMarcus Cousins'ın Kawhi'ın oyununda Kobe'yi gördüm açıklaması var. Hatta o dönem "Kawhi, yazın Kobe ile antrenman yaptı" dedikodusu bile çıkmıştı. O dedikoduyu Kawhi şu şekilde yalanladı:
Beraber çalışmadık ama gelecek yaz neden olmasın diyor. Gerçekten de neden olmasın? Çünkü Kobe kumaşı benzerliği bir jump-shot'la sınırlı değil. Kawhi onun gibi fadeaway de atabiliyor:
 Bu şutun Kobe'yi anımsatmadığını söyleyen var mı gerçekten? Ya da bunun:

Maç sonu, basket atılması gerekiyor: Kawhi eli titremeden sorumluluk alıyor. Deplasmanlarda "taraftar susturan" dediğimiz şutları atmada üstüne yok. Bu anlamda 2000'li yılların en clutch oyuncularından biri olan Kobe'den daha iyi bir örnek gösterilebilir mi?

Eğer Spurs daha çok izolasyon oynarsa bu gerçek iyice gün yüzüne çıkar (Umarım oynamayız). Kawhi'ın hücumunda Kobe kumaşı var. Onun yaptıklarını yapabiliyor. Ve üstelik tüm bunları Kobe'den daha yüzdeli şut atarak yapıyor. Spurs sistemi içerisinde bir Kobe hücumu potansiyeli. İnanılmaz bir voltran bu.

31 Aralık 2015 Perşembe

28 Ağustos 2015 Cuma

T-Mac & Kawhi

Fotoğraf 2013 NBA Finalleri esnasında çekilmiş. T-Mac'in sayı kralı olduğu yıllar Kawhi'ın çocukluk yıllarına denk geliyor. O dönem hepimizi şaşırtan bir hamleyle playoffların hemen öncesinde T-Mac'le imzalamıştı Spurs. O güne kadar kariyerinde ilk turdan ötesini görememiş olan T-Mac, Spurs'le beraber finale kadar çıkmıştı. Onu sahada çok çok az gördük. 6 maçlık, sahada toplamda 30 dakika kadar süren Spurs macerasına ait materyal bulmak zor. Yine de bu kare ligin geçmişi ve geleceğini Spurs formasıyla bir arada görebileceğimiz güzel bir an olmuş.

26 Nisan 2015 Pazar

Clippers 1 - 2 Spurs

Kawhi Leonard önderliğinde konferans yarı finali yolunda bir adım daha attık. Geçtiğimiz maçlarda Spurs'e sorun yaratan Paul ve Griffin'i durdurmayı başarınca maç daha son çeyrek oynanmadan bitmiş oldu. Parker'dan hala beklenen katkıyı alamayan Spurs, Leonard'ın artık süperstar seviyesine çıkan performansı ile takım savunmasını kombine edince bu kusurun üstü bu maçlık da örtülmüş oldu. Kawhi oyunun her iki yönünde de her türlü sorumluluğu alacak kapasitede olduğunu bize bu maç bir kez daha gösterdi, üstelik 32 sayıyla kariyer rekorunu kırarak. Seride öne geçmek güzel fakat bu durum içime sinmiyor. Kawhi'ya ciddi anlamda güveniyorum ancak mevcut durum herkesten aldığı optimal katkıyla beslenen Spurs mantalitesine uymuyor. Yine de olumlu taraftan bakmak istiyorum; şampiyon ruhun geri dönmeme ihtimali benim gözümde daha büyük bir problem idi. Bunu aştık, elbet Parker da toparlanacaktır. Sistem işliyor önemli olan bu. 

Son olarak bugün Timmy'nin 39. doğumgünü. İyi ki varsın kaptan.

24 Nisan 2015 Cuma

Clippers 1 - 1 Spurs / DPOY Kawhi

Los Angeles'ta oynanan ikinci maçı Spurs aldı ve durum 1-1'e geldi. Mutlaka kazanılması gereken bir maçtı Spurs adına çünkü 2-0 geriye düşmek mağlubiyet toleransını neredeyse sıfıra indirecekti. Uzatmada alınan galibiyetin kahramanı da Timmy'den başkası değil. Böyle performanslar sergilediğini görünce mest oluyorum. Bana basketbolu sevdiren adam, tarihin gördüğü en iyi 4 numara bu hafta 39 yaşına basacak, hala 44 dakika sahada kalıp 28 sayı 11 ribaund 4 asist yapıyor. Spurs adına sahada en çok kalan isim olan Timmy'nin son 7-8 dakikayı da 5 faulle oynadığının altını çizelim. Neredeyse aldığı her ribaund, attığı her sayı yeni bir kilometretaşını deviriyor (Dün oynanan maçta playofflardaki 5000. sayısını kaydetti.). Her maçta tarihe adını başka bir şekilde kazıyor Timmy. Bu yaşına rağmen tüm rakipler için ciddi bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. NBA TV'de Duncan'ın kariyerinde çıktığı ilk playoff maçının görüntülerini yayınlamışlar. Yıl 1998, Timmy 32 sayı 10 ribaund yapmış. Yıl 2015, 28 sayı 11 ribaund yapıyor. Arada 17 yıl var, ON YEDİ !
Seri başlamadan yazdığım yazıda Timmy'nin Blake'le eşleşeceğini belirtmiştim, oysa ki sezon içi maçlarda da Jordan'la eşleştiğini biliyordum, farkında olmadan bir yanılgıya düşmüşüm diyelim. En İyi Savunmacı ödülü oylamasında en çok oyu alan 3. isim olan DeAndre Jordan'ın savunmasında 23'te 14'le bu rakamları yaptı Timmy. Bu adamı anlatmaya kelimeler yetmiyor artık. Bir gün basketbolu bırakacak elbet, işte o günden sonra benim için basketbol 'Duncan'dan Sonrası' olarak adlandıracağım sonsuz bir periyota girecek. Çocukluğumdan beri onu izleyerek büyüdüm, yüksek lisans eğitimimi yarıladığım şu günlerde hala onun efsane performanslarına şahit oluyorum. Onun dönemine denk gelmek, yaptıklarına canlı şahit olmak bir basketbolsever için çok büyük bir şans. 

Maça dönecek olursak, yukarıda da belirttiğim gibi çok kritik bir galibiyet aldık. Maç boyu önde götürmemize rağmen son çeyrek Hack-A-Jordan'ın verimli yapılamaması ile uzatma oynamak durumunda kaldık. Jordan yine kötü attı serbest atışları ancak biz sayı bulamayınca sıkıntı oldu. Öyle hissediyorum ki önümüzdeki sezon bu Hack-A olayına bir düzenleme gelecek NBA yönetimi tarafından. Kitlelerce sevilmeyen bir olay olduğu kesin.

Oyuncu bazlı da birkaç kelime etmem gerekiyor. Ginobili'nin 22 dakika oynayıp 6 faulle atıldığı, Parker'ın 6'da 0 atıp, 1 sayı kaydedip üzerine bir de sakatlanıp çıktığı bir maçı kazandık. Bu noktada sezon içerisinde zaman zaman bizleri tereddütte bırakan ancak playofflar geldiğinde tekrardan görevini en iyi şekilde yerine getiren Patty Mills'in hakkını vermek lazım. Parker'ın 1 sayı attığı bir maçı kazanmamızda Patty'nin katkısı büyük. Parker'ın sakatlığının ciddiyeti hakkında net bir şey bulamadım. Üçüncü maçta sahada olup olmayacağı maç günü belli olacak. Umarım iyileşir ve toparlanır. Her ne kadar Patty bazı maçlar çıkıp açıkları kapatsa da, Parker'ın eksikliği uzun vadede tolere edilebilir bir durum değil. Blake Griffin ve Chris Paul çok formdalar. Eğer seriyi geçmek istiyorsak Parker'ın katkısına ihtiyacımız var.
Gelelim günün ikinci önemli gelişmesine. İki gün önce DPOY ödülünü Kawhi'ın almasını istediğini ancak Green alsa da üzülmeyeceğimi söylemiştim. Çok küçük bir farkla Kawhi'ya vermişler. Ligi takip etmeye başladığımdan bu yana bu ödülü bir Spurs oyuncusu kazanmamıştı. Yıllarca Bowen alır diye bekledik, hiç vermediler. Kawhi aldı neyse ki. Kawhi 23 yaşında olmasına rağmen kariyerine gerek bireysel gerekse takım başarısı olarak müthiş bir başlangıç yaptı. CV'si şimdiden göz kamaştırıyor diyebiliriz. 1 şampiyonluk, 1 Finaller MVP'si, 1 Yılın Savunmacısı, 1 top çalma krallığı, 1 kez En İyi 2. Savunma Beşi ve son olarak 2012 En İyi Çaylak Takımı. Tekrar hatırlatayım bu adam henüz 23 yaşında. Onun gibi bir oyuncuya sahip olmak, geleceğe umutla bakmamızı sağlıyor.

21 Nisan 2015 Salı

Olası Maksimum Kontratlar

Jimmy Butler geçtiğimiz yaz maksimum kontrat talebinde bulunmuştu ancak görüşmeler tıkanmıştı. Geçen bir sezonun ardından artık rahatlıkla Butler'ın maksimum kontrat hak ettiğini söyleyebiliyoruz. Normal sezonda takımın en önemli çift taraflı oyuncusuna dönüşen Butler, ilk 2 playoff maçında da Bulls'u taşımaya devam etti. Bu yıl En Çok Gelişim Gösteren Oyuncu Ödülü adayım da kendisi. Bu sezon gösterdiği performans sayesinde maksimum kontratı kapacaktır. Zaten süper bir savunmacıydı, bunun yanına ciddi bir skor tehdidi de ekleyince tam maksimum oyuncusu haline geldi.

Geçtiğimiz yaz maksimum kontrat isteyip de alamayan bir diğer isim Kawhi Leonard. Aslında Spurs'te bu tip kontrat görüşmelerinde tıkanmalar pek yaşanmazdı, o yüzden alamadı yerine ender görülen bir şekilde görüşmeler bir sezon sarktı desek daha doğru olur. Bir yere gitmesine izin vermeyeceklerdir. Bu sezon All-Star olamadı belki ama maksimum kontratı hak ettiği konusunda beni ikna etmeyi başardı. Duncan sonrası takımın yeni yüzü olacak olan Kawhi'ı kaçırmak istemeyiz.
Artan salary cap'le birlikte maksimum kontrat alacak oyuncu kalitesi eşiği de bir parça aşağı inecek tabi ki. Bu noktada yine sezonun en çok gelişim gösteren oyuncularından Draymond Green ismi de maksimum kontrat için geçiyor. Green'e diğer iki oyuncudan farklı olarak başka bir takımdan teklif geleceğini, teklifi de Pistons'ın vereceğini okudum. Sınırlı serbest oyuncu olacağı için Warriors'ın karşılama hakkı var ama bunu yapmaları zor görünüyor. Çok iyi bir savunmacı olan Green; Butler ve Leonard kadar etkin bir hücum silahı değil bu sebeple maksimum tercihi sorgulanabilir duruyor. Yine de bu sezon gösterdiği gelişim üzerine koyacağının bir sinyali olarak da algılanabilir.
Bucks'ın parlayan yıldızı Khris Middleton da artan salary cap'le bir şeyler kapabilir mi acaba diye düşünüyorum. Middleton şu an maksimum oyuncu seviyesinde değil kesinlikle ama yine de sezon içerisinde bunun riske değecek bir kumar olduğunu bizlere göstermişti. 
Parlayan yıldızlardan bahsettiğimize göre gelelim maksimum almasına kesin gözüyle bakılan isimlere. Hawks'ın yıldızı Paul Millsap ve Portland'ın uzunu LaMarcus Aldridge artık ligdeki herkese kendini kabul ettirmiş ve süperstar seviyesine yükselmiş oyuncular. Millsap, Aldridge'in bir tık altında performans gösterse de mevcut kontratı olan 9.5 milyon doların çok üzerinde performans sergileyen bir oyuncu olduğu da kesin. 30 yaş onun için dev bir kontrat almak adına iyi bir zaman. Aldridge zaten efsane oynuyor onun için maksimumdan başka bir şey düşünülemez.
Marc Gasol de bu yaz serbest kalacak isimler arasında. Şu an ligin en iyi pivotu olarak gösterilen Gasol'ün 30 yaşında bir maksimum kontrat alması kimseyi şaşırtmaz. Timmy'nin emekli olması durumunda Spurs'ün de ona bir kontrat önereceği konuşuluyordu. Şu an bu konuda yorum yapmak için erken.
Dallas'a beklenen katkıyı yakından uzaktan veremeyen, bir de üzerine koçla problem yaşayan Rondo'nun takımdan ayrılması oldukça muhtemel görünüyor. Geçtiğimiz yıllara dönüp baktığımızda ligin en etkin oyun kurucularından biri olarak görünse de ben ona maksimum kontrat kesinlikle vermem. Bu hataya herhangi bir takımın düşeceğini zannetmiyorum.
Cavs erken elenirse Love oyuncu opsiyonunu kullanıp basar gider diyorlar. LeBron'la arasının çok iyi olmadığını da biliyoruz. Bu sezon rakamlarının düşmesi ve sahadaki etkinliğinin azalması da onu rahatsız etmiş olabilir. Lakers, Celtics ya da başka bir takımdan maksimum alıp tekrardan ön plana çıkmak istemesi beni şaşırtmaz.
Goran Dragic'le sözleşme yenileme konusunda Pat Riley oldukça ümitli konuşmuştu. Zaten sezon ortasında aldıkları bir ismi yazın kaçırmak istemezler. Yine de Bosh ve Wade'in dev kontratlarına sahip olan Miami'nin Dragic'le yenilemesi konusunda bir açık kapı bırakalım. Lakers belki araya karışabilir. Dragic onlar adına Rondo'dan çok daha mantıklı bir hamle olur. Tabi Riley sezon sonunda gitme riski olan bir oyuncuyu takıma katma işine girişecek bir adam değil, benim dediğim sürpriz senaryo.
DeAndre'ye ben olsam maksimum vermem ama takım sahibi milyarder Steve Ballmer'ın işi belli olmaz. Seyirciyi coşturuyor, eğlendiriyor, aynı zamanda ligi ribaund ve şut yüzdesi (neredeyse hepsi smaç) kategorilerinde 1. bitirdi. Olası bir maksimum kontrat kimseyi şaşırtmasın, Ballmer'a lüks vergisi dokunmaz.

DPOY

Yılın Savunmacısı ya Draymond Green ya da bizim oğlan seçilecek gibi görünüyor. Yıllarca savunma profesörü Spurs'lü Bruce Bowen'a vermediler bu ödülü bari bu sezon Kawhi'a versinler diyorum. Adam önüne geleni savunuyor, ribaund alıyor, bir de üzerine top çalma kralı oldu. Bence ödülü kazanmayı hak ediyor. Hem NBA de yükselen değerleri daha da parlatmak adına bu tip bireysel ödüllendirmeleri sever. Kawhi'a vermiyorlarsa da Green'e versinler. O da savunma etkinliği puanlarında ortaya etkileyici şeyler çıkardı ve asla ödülü hak etmiyor diyemeyiz. Okuduğum birçok yerde de ödülü onun kazanacağını belirtmişlerdi ama bu işler belli olmuyor tabi. Green alırsa da üzülmem, gidip DeAndre Jordan'a falan vermesinler de.

17 Aralık 2014 Çarşamba

Gözbebeğimiz Kawhi

NBA'de bir maç içerisinde 5 istatistik türünde(sayı,ribaund,asist,top çalma,blok) 5 ve üzeri rakam kaydeden oyuncuların yaptığı bu işe 5x5 deniyor. Kawhi Leonard da bu 5x5'e her maç yaklaşabilecek tipte bir oyuncu. Oyunun her yönünde etkili olabiliyor. Devasa elleriyle savunmada rakiplerini sıkıntıya sokuyor. Geçtiğimiz sezondan LeBron'u savunmasını hatırlarsınız. Hücumda da atletik olmasının yanı sıra ortalama üzeri ve gelişmeye açık bir şutu var. Yani basketbolun her silahı bu adamda var aslında. Böyle olduğu için de San Antonio Spurs'ün geleceğinin ona emanet edileceği, takımın onun üzerine kurulacağı sesleri her geçen gün daha yüksek çıkıyor.

Kawhi Leonard'ın pozisyonunda bu 5x5 potansiyeline diyebileceğimiz adamların başında LeBron geliyor kuşkusuz. Onu bir kenara koyalım. Benim aklıma Shawn Marion geldi. Ben Kawhi'ın Marion'dan aşağı kalacağını düşünmüyorum kariyeri boyunca. Marion'ın aksine Leonard kariyerine bir winner olarak başladı. NBA'in en düzgün yönetilen takımında herkesin güvenini kazandı. Yeteneği fazlasıyla var. Biraz topla oynamayı geliştirse bu iş tamam bence. 

Leonard hücumda ritim belirleyebilen bir oyuncu ve rakiplerine göre fiziksel üstünlüğü(büyük eller, uzun kollar, atletizm, hız) var. Gelişimine devam ettiği takdirde gerçekten de üzerine takım kurulacak bir adam. Gelişimi hakkında da şunu söyleyebilirim ki bu sezon şu ana kadar kariyerinin en iyi sayı, ribaund, asist, blok ve top çalma rakamlarıyla oynuyor.

Gelecekte muhtemelen karşılaştırılacağı bir adamı düşündüğümde aklıma Paul George geliyor. George 2 kez All-Star seçilmiş ve takım taşıma işine çoktan girmiş olsa da ben Leonard ve onun arasında hiç bir zaman keskin bir fark olacağını düşünmüyorum. Neticede Kawhi da her geçen yıl daha çok sorumluluk alan bir oyuncu haline gelecektir. Geri kalan her konuda şu an Kawhi büyük ya da eşit zaten.

Bir de All-Star mevzusu var tabi. San Antonio Spurs normal sezonda Batı Konferansı'nda hep yukarılarda gezindiği için takımdan illa ki biri çağrılıyordu maça. Şubata kadar ne olacağını bilinmez ancak şu an için orta sıralardayız ve bu takım başarısından yıldız oyuncunun çağrılma ihtimali geçtiğimiz yıllara oranla biraz daha zayıf görünüyor. Kevin Durant ve Blake Griffin varken oylamadan Kawhi'ın adının çıkması da zayıftan öte imkansız. O yüzden All-Star yorumu için biraz daha beklemek doğru olacak.

Son olarak Kawhi'ı NBA tarihinden bir figüre benzetmek istediğimde ise aklıma gelen tek isim: Scottie Pippen. Pippen özeldi, Kawhi da öyle.

1 Temmuz 2014 Salı

Kawhi Leonard'ın Dev Elleri

Çiçeği burnunda 2014 NBA Finaller MVP'si Kawhi Leonard'la ilgili bir detayı paylaşmak istedim. NBA'de geçirdiği ilk zamanlarda daha çok savunmasıyla göz önünde olan Kawhi, biz Spurs taraftarlarında yeni Bruce Bowen olabilir mi heyecanları yaratmıştı. Ancak bu yıl, Gregg Poppovich'in de katkılarıyla, onda Bowen'ın çok üstünde bir hücum potansiyeli olduğunu gördük. Heat'e karşı oynanan final serisinde takım halinde mükemmel oynayan Spurs'ün ateşleyici oyuncusu konumundaydı.

Benim değinmek istediğim nokta ise Kawhi'ın elleri olacak. Bu boyuttaki ellerin, oyunda ona ne kadar çok avantaj sağladığını tahmin edebiliyorsunuzdur.