Golden State Warriors etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Golden State Warriors etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Aralık 2016 Pazartesi

Üslubu Hariç Barkley'i Anlayabiliyorum

Charles Barkley geçtiğimiz günlerde Warriors'ı kız gibi basketbol oynadıkları için eleştirdi. Barkley'nin Warriors'ı sevmediği bilinen bir gerçek, bu açıklamayla bunu perçinlemiş oldu. Fazlasıyla eleştiri alsa da söylemek istediği şeye ben katılıyorum.

Barkley'i desteklemeden önce ifade tarzına laf etmezsem içimde kalır. 2016 yılında ABD'nin en popüler NBA şovunda zayıflığı nitelendirmek için kadın metaforunun kullanılması utanç verici. Günümüz dünyasında bu üslubu kullanmamak zerafet gösterisinden öte bir zorunluluk olmalı. Böyle bir ifade tarzı gerçekten kabul edilemez. NBA organizasyonu her yaz WNBA'in daha popüler olması için kendini yırtarken, San Antonio Spurs takımı koç ekibine Becky Hammon'ı davet etmekle kalmayıp Yaz Ligi'nde onu baş antrenör olarak görevlendirirken hala basketbol-kadın ikilisini aynı düzlemde kabul edememek acizlikten başka bir şey değil.

Açıklamaya dönecek olursak; ben Barkley'i anlayabiliyorum. 1.98 boyuyla pota altı oynayarak kariyeri boyunca ekmeğini taştan çıkarmış ve bu eforu sayesinde Hall of Fame olmayı başarmış bir oyuncunun bu kadar temastan uzak bir basketbolu sevmesi mümkün değil. Ben prime Barkley'e yetişemedim ama Duncan ve Shaq'la büyüdüm. Basketbolu güzel kılan elementlerden biri de onların oynadığı pota altı oyunuydu. Hustle diye tabir edilen itişmeye ve güce dayalı basketbol bugün çok ender görülüyor, görüldüğünde de çok özel oluyor çünkü bunu özlüyoruz. Modern basketbol masallarına hepimiz kapıldık ama Shaq'ın pota altını darmadağın ettiği bir klip görünce "Şimdi böylesi yok" demekten kendimizi alamıyoruz. Uzun oyuncuların fundamentallarına dahi dikkat etmez olduk çünkü eskisi kadar önemli değil.

Warriors'ın oynadığı basketbolun verimliliğini ve güncelliğini tartışacak değilim. Günümüz itibariyle oyuna yön verme konusunda öncü ekip onlar. Asıl soru; maç başına 140 sayı izlemek güzel ama bu kadar tek hücum silahına dayalı bir basketbolu istiyor muyuz? Reggie Miller ve Ray Allen bizler için çok özeldi, bugün Brook Lopez bu isimler kadar üçlük deniyor. Garnett'in şut menzili eşsizdi, bugün bu mesafeden atamayanı kovalayacaklar neredeyse. Nostaljinin algımı yönetmesine izin vermek istemiyorum ama oyuncuların tarzlarındaki çeşitlilik sayesinde her şeyi barındıran basketbol daha bir cazipti sanki. Herkesin belirli bir rolünün olduğu, bu rol dağılımında şutör oyuncuların şut atmakla görevli olduğu düzeni özlüyorum. All-around oyuncu özel bir kavramdı, bugün ligdeki herkesten bunu yaratmaya çalışan sistemi sevemiyorum. Bu yapay şutörlerin doluştuğu düzene öncülük eden Warriors'ı sevmeyen Barkley'i de tam olarak bu yüzden anlayabiliyorum.

2 Nisan 2016 Cumartesi

Seri Bitti, Mesaj Hatırlandı

Jae Crowder'ın yokluğunda inişli çıkışlı bir görüntü çizen Celtics, ORACLE Arena'da Warriors'ı yıkarak tüm lige mesajı verdi, daha doğrusu hatırlattı. Mesaj tabi ki de şampiyonluk değil. Kadrolarında süper yıldız bir oyuncuya sahip olmayan takım, Jae gibi müthiş kilit bir oyuncusundan yoksunken başardı bunu. Dolayısıyla mesaj; Brad Stevens önderliğinde oyun anlayışı yeniden yapılanan Celtics'in önümüzdeki yıllarda büyük bir tehdide dönüşme potansiyeli. Elbette bu çıkarımı sadece Warriors galibiyetine bakarak yapmıyorum, bu galibiyet bunları dile getirmek için güzel bir fırsat olarak gördüm. 

Warriors'ın evinde kendi gibi oynamadığı maçları kazandığını gördük. Son ana kadar başa baş ya da geride oynayıp inanılmaz üçlüklerle maçları uzatmaya götürüp, uzatmada kazandıklarını gördük. Bugün o üçlük girmedi ama şunu belirtmek lazım ki kendileri gibi oynamışlardı: 46%'yla 20 üçlük isabeti buldukları bir maçı kaybettiler. Sezon boyunca görmeye alıştığımız 3. çeyrek dominasyonuna Celtics'ten aynı şekilde cevap alınca maçı alamayacaklarını hissettik, öyle de oldu.

Celtics özeline dönecek olursak Isaiah Thomas'ın gözlerimizin önünde birinci sınıf oyuncu klasmanına evrildiğini görüyoruz. Takım onun haricinde tümüyle görev adamlarıyla dolu ve Brad Stevens hepsinden müthiş bir verim almayı başarıyor. Kaybettikleri Blazers maçının üzerinden 24 saat geçmeden ORACLE Arena'ya çıktılar ve Stevens'ın efektif kadro kullanımıyla kazandılar. NBA tarihine geçen bir ev sahibi performansı serisini sonlandırdılar. 

Yazının başında dediğim gibi mesaj tamamen potansiyel üzerine; ellerinde müthiş değerli draft hakları var. 2016 draftı ne kadar derin olur bilinmez ama Celtics bu draftta en az 6 seçim yapacak gibi duruyor. Zamanında yaptıkları dev takaslarda aldıkları bu draft haklarının nasıl oyuncular olarak geri döneceğini merak ediyorum. Draft haklarının yanı sıra sezon sonunda salary caplerinde inanılmaz bir boşluk elde ediyorlar. Şu an 77 milyon dolarlık bir maaş ödemesine sahipler, bu rakamın 50 milyonu önümüzdeki sezon olmayacak. Üstelik kalan 27 milyonun içinde Isaiah Thomas, Avery Bradley, Marcus Smart gibi çekirdekte düşünülecek isimler var. Yani bu yaz Kevin Durant, DeMarcus Cousins, Kevin Love gibi oyuncuları eklemeye yetecek kadar boşlukları var. Yazın piyasada aktif olmalarını bekleniyor ve en az 1 süper yıldız hamlesine kesin gözüyle bakılıyor. Ellerindeki en önemli asset Brad Stevens. Oyunu, sistemi, anlayışı yapılandırıyor. Yönetim kanadı da kadroyu yapılandırmayı başarırsa, Celtics efsanesi sağlam adımlarla özlenen konumuna geri dönecek.

1 Ekim 2015 Perşembe

Nash'in Tercihi

Los Angeles Lakers Steve Nash'in mentor olarak organizasyon içerisinde kalmasını istiyordu. Eski takımı Dallas da bu pozisyon için Nash'e talipti. O tercihini Golden State'ten yana kullandı. Steve Kerr Suns'taki yöneticilik döneminde kurduğu iyi ilişkilerin meyvelerini alıyor. Warriors'ta oyuncu gelişiminden sorumlu olacak olan Nash'in tecrübesiyle takıma bir şeyler katacağı kesin. Geçtiğimiz normal sezonda aldıkları rekor sayıda galibiyetin üzerine şampiyon olan Warriors; MVP'si Curry'nin pozisyonunda lig tarihinin en iyilerinden biriyle gelişim üzerine anlaşarak çıtayı daha da yukarı koymak istediğini bizlere gösteriyor.

18 Haziran 2015 Perşembe

Warriors 4 - 2 Cavaliers

Önümüzdeki günlerde şampiyon, finaller MVP'si ve final serisinin diğer öyküleri üzerine yazılar yazarım muhtemelen. O yüzden bu yazı daha çok 6. maç değerlendirmesi gibi olacak.

Maçın başında 3-2 geride olmanın psikolojisi ev sahibi avantajının önüne geçti. Warriors bu avantajla maça hızlı girmeyi başardı. Geçtiğimiz maç neredeyse hiç oynatılmayan Mozgov'u tekrar sahada gördük. Blatt 5. maç düştüğü tuzağı fark etti ve hatasından döndü. Uzun 5'lerin sayesinde ribaundlarda 56-39'luk bir üstünlük sağladılar. LeBron bir kenara, bu maç Cleveland adına söyleyebileceğimiz olumlu şeylerin sonuna geldik.

Seride Warriors'ın öz güveninin yerine geldiği ve Stephen Curry'nin uyandığı kırılma dakikalarını çok net gözlemlemiştik. 6. maç belki de ilk kez ikisi beraber sahadaydı. Durum böyle olunca Cavs çaresiz kaldı. Cavs'in sayı bulurken gösterdiği ekstra efor hemen sonraki atakta bir Warriors üçlüğüyle hiç edilince sonlara doğru kaçınılmaz olarak oyundan düştüler.

Warriors'ta Festus Ezeli'den beklenmedik bir katkı geldi. Ribaundlarıyla ve smaçlarıyla Cavs'e anladığı dilden cevap verebilen tek isim oydu. Yine felaket bir maç çıkaran Klay Thompson'ın açığını triple double yapan Draymond Green ve yine süper oynayan Iggy kapattı diyebiliriz. 

Cavaliers'ta takımı baltalayan bir Dellavedova vardı. Başlarda ortaya koyduğu çabayı ben de burada takdir etmiştim ancak ne olursa olsun Delly 'kötü' bir oyuncu, bu gerçeği 2 maçlık savunması değiştirmiyor. Bu maç da Curry'i kaçırmaya devam etti. Delly'nin yanı sıra şutları girmeyen bir James Jones ve Iman Shumpert adeta bal yapmayan arı konumuna düştüler. Warriors'ın bombardımanına onların cevap verebilmesi gerekiyordu. Onlardan katkı gelmeyince LeBron kendi atmaya başladı, onun da üçlükte Warriors'a kafa tutması imkansız gibi bir şeydi. 10'da 2 attı zaten. Mozgov savunmada geleni geçeni blokladı, hücumda ise çok sert faullere maruz kaldı. Provokatör bir yanı olan Draymond Green'in müdahaleleri gerçekten çok sertti, Mozgov da bir ara sinirlenir gibi oldu ama neyse ki kendini kontrol etmeyi başardı. J.R. Smith yine baştan aşağı yalan bir 19 sayı attı. Maçın son 2 dakikasında arka arkaya üçlükler atmaya başladı. Sahadaki herkes seramoni havasına geçmek üzereyken Smith cılız bir umut ışığı yaktı, tabi ki sonuç değişmedi.

Son olarak LeBron'a üzüldüğümü belirtmek istiyorum. Günümüz basketbolunda ne yazık ki yanında All-Star takım arkadaşın yoksa şampiyon olmak çok ama çok zor. Bu finallerde LeBron da tarihe geçecek düzeyde bir bireysel performans sergiledi ancak yetmiyor işte. Maçın son dakikasında kenarda korkunç mutsuz bir görüntüsü vardı, beni de baya üzdü bu manzara. Ondan görmeye hiç alışık olmadığımız şekilde 6 maçın 5'inde 30+ şut kullanmak zorunda kaldı. Tarihte ilk kez görülen bir şeyi başararak 2015 finallerinin en çok sayı atan, ribaund alan ve asist yapan oyuncusu olmuş (Bu bence baya etkileyici). LeBron'u savunan Iggy finaller MVP'si oldu. Adam daha ne yapsın?

16 Haziran 2015 Salı

Warriors 3 - 2 Cavaliers

Bu maçın en önemli notu: Stephen Curry nihayet oyuna ağırlığını koymayı başardı. Ağırlığını koymak derken LeBron gibi düşünmek yanlış olur çünkü Warriors'ın oyun yapısı tüm atakları Curry üzerinden döndürmeye müsait değil. Burada kastettiğim şey maçın tüm kırılma anlarında yıkıcı bir üçlük yollayıp Cavs'in direncini büyük ölçüde tek başına kırması. Şunu da söyleyeyim, olur da şampiyon olurlarsa bu performans onu MVP yapmaya yetmeyebilir.

Warriors cephesinde Andre Iguodala tarihe geçecek kadar kötü bir serbest atış performansı sergilese de yine tecrübesiyle ve LeBron savunmasıyla maçta oldukça etkili oldu. Başta sayı bulmakta zorlandı ancak maçı 14-8-7 ile tamamladı. Oyunun her alanında etkisini hissettirmeye devam ediyor. Beklenmedik bir katkı da Leandro Barbosa'dan geldi. Maçın neredeyse hiç bir bölümünde sahada pivot olmayınca Barbosa'nın içeriye penetrelerinin başarıyla sonuçlanmasının önündeki en büyük engel kalkmış oldu. O da 17 dakikada 13 sayıyla oyunundaki penetre avantajının hakkını verdi.

Cavs tarafında yine inanılmaz bir LeBron James performansı var. Eğer Cavs maç kazanacak ise LeBron 30+ şut kullanmak ve atakları yönlendirmek zorunda. Bunu son maç çok net bir şekilde gördük. O olmayınca takım fena bocalıyor. 40 sayı 14 ribaund 11 asistle oynadı LeBron. Seriyi Warriors alırsa NBA tarihinde ikinci kez şampiyon olmayan takımdan çıkan finaller MVP'sine şahit olacağız gibime geliyor.

Cavs'in istatistik kağıdında etkili görünen diğer ismi J.R. Smith'in 14 sayısı oldukça yanıltıcı. Lige geldiğinden beri yediği dengesiz oyuncu damgasının neden ona yakıştırıldığını bizlere bir kere daha kanıtladı. J.R. Smith'in nasıl bir oyuncu olduğunu anlamak istiyorsanız dünkü maçın ilk yarısı ve ikinci yarısı gösterdiği performanstaki dalgalanmaya bakmanız yeter. İlk yarı müthiş istekli görünümüyle LeBron'a destek olurken ikinci yarı batırdı. Onun da desteği ortadan kalkınca Cavs yine tıkandı. Bir diğer kritik isim Iman Shumpert'da da inanılmaz bir konsantrasyon kaybı var. Seri boyunca bir türlü toparlayamadı.

Maç boyunca pivotların sahada çok az kaldığını söyledim. 4. maçı 28 sayı 10 ribaundla tamamlayan Mozgov yalnızca 9 dakika oynadı. Ezeli 3 dakika oynadı, Bogut oyuna dahi girmedi. Bu durum sahada sürekli kısa 5'leri görmemizi sağladı ve oyunun ister istemez daha tempolu oynanmasına yol açtı. LeBron her ne kadar yavaşlatsa da maç genelinde bu durum Warriors'ın işine geldi. Bu noktada David Blatt'ın bir önceki maç kariyerinin en iyi performansını ortaya koymuş Mozgov'u neden sahaya sürmediğini pek anlamış değilim. İşler kısa rakibe karşı kötü gidiyorsa ve elinizde 2 gün önce hayatının en iyi maçını oynamış 2.16'lık bir oyuncu varsa bunu kullanmak istersiniz. Mozgov tempoda dökülebilirdi belki ama Warriors'ın içeriye drive eden oyuncularının karşısına da bir duvar gibi çıkabilirdi. Ribaundlarda sıkıntı yaşayan Warriors'ı iyiden iyiye zorlayabilirdi. Hücumda getirecekleri de artısı. Bu anlamda David Blatt biraz Warriors'ın oyununa geldi diyebiliriz.

13 Haziran 2015 Cumartesi

Warriors 2 - 2 Cavaliers

Dördüncü maçı çok kısa özetleyen bir cümle: Warriors uyandı. Normal sezonda onları birinci yapan oyunu hatırladılar. Splash Brothers'ın sayı açığını Andre Iguodala kapadı. Eksik ve şutları girmeyen Cavs'in tempo bulmuş bir Warriors karşısında şansı gerçekten çok az.

Finalin anahtarlarını yazarken Cavs cephesinde 3 ana unsurdan bahsetmiştim. Bunlardan ilki olan LeBron'un istiktrarı dün ilk kez bozuldu. İkinci anahtar olan Cavs'in üçlükleri dün girmedi. Üçüncü anahtar olan Mozgov'un pota altı özgürlüğü devam etti ancak yetmedi. Oyunun önemli bir kısmında kısa beşle mücadele eden Warriors için Mozgov çok büyük bir tehlikeydi. 28 sayıyla kariyer rekoru kırdı ama diğer iki anahtar sahaya yansıtılamayınca fark yemeleri kaçınılmaz oldu.

J.R. Smith ve Iman Shumpert toplamda 13'de 1'le üçlük attılar. Eksik Cavs için tolere edilemeyecek derecede kötü olan bu yüzde takımın oyundan düşmesine sebep oldu. LeBron'un kenara geldiği bölümlerde fark bir anda açıldı. J.R. Smith'in sahada olduğu sürede Cavs 27 sayı fark yemiş, bu bile ne kadar yıkıcı bir etki olduğunu göstermeye yeter. Dellavedova'nın fiziğinin imkan verdiğinden daha fazlasını ortaya koyduğunu söylemiştim. Dün bunun cezasını yaşadığı kramplarla çekti. Adım atacak mecali kalmadı. MVP savunmanın kolay olacağını kimse söylememişti zaten.

LeBron da maçın ortasını kafasını yardı. O halde maça devam etti, bazı pozisyonlarda kanamasının ufaktan devam ettiğini bile gördük. Kafasında açık varken hiç bir şutu girmeyen bir Cleveland'a liderlik etmek ütopik bir sorumluluktu. Bireysel hücumunu kenara koydu, pas dağıttı. 27'de 4 üçlük atınca tokadı yediler.

Warriors cephesinde diriliş yaşayan en önemli isim Draymond Green. Nihayet hücumda bir şeyler vermeye başladı. Stephen Curry de iyi kötü çizgisini koruyor. Bir pozisyonda 3 üçlük kaçıran Cavs'e bir sonraki atakta deliksiz bir üçlük yollayarak psikolojik darbeyi indirdi. Nihayet yüzünün güldüğünü gördük. Asıl konuşmamız gereken isim ise Andre Iguodala. Takımın en tecrübeli ismi olan Iggy bu maç ilk kez ilk 5 çıktı. Maçı Warriors'a getiren bir numaralı isim oldu. Iggy 76ers'da oynarken şuta kalktığında elindeki topa bomba muamelesi yapardık, dünkü maçta sıraladı üçlükleri. Geçen maçta Cavs'de gözlemlediğim şampiyonluk inancını bu sefer Iggy'de gördüm.

Seri ORACLE Arena'ya taşındı. Cavs'in burada kazanması için üç sayı çizgisinin gerisinden 14%'ten çok daha iyisini yapması lazım.

11 Haziran 2015 Perşembe

Warriors 1 - 2 Cavaliers

Cavs şampiyonluğa fazlasıyla inanıyor, Warriors ise tedirgin. İlk 3 maç sonunda yapabileceğimiz en genel yorum bu şekilde. Kyrie'nin sakatlığından sonra kitleler tarafından artık şansı olmayan takım damgası yiyen Cleveland 3. maçı baştan sona önde götürüp kazanmasını bildi.

Başta da söylediğim gibi Cavs inanıyor. Buna artı olarak paniklemiyorlar, bu çok önemli. Takımın bu olgunluğunun yegane sebebi ise LeBron James. Sahip olduğu tecrübenin getirdiği öz güveni takım arkadaşlarına aşılamayı başarmış. Saha içinde iyiden iyiye tarih yazmaya başladı, saha dışında ise mental anlamında takımına sınıf atlatıyor. Bu final serisi ile beraber LeBron'un oyunu başka bir boyuta geçti. Çok fazla sorumluluk alıyor ve ilk 3 maç itibariyle 40-12-8 gibi çılgınca ortalamalar yakalamış durumda. Neredeyse bütün maç oyunda kalıyor, maç içerisinde dönemsel olarak hücumu da dalgalanıyor ancak belli bir standardın altına inmiyor. Ritmi 48 dakika boyunca tutturabilirse daha önce görülmemiş psikopatça rakamlarla karşılaşacağız.

Cleveland'ın 3. maç galibiyetinin diğer kahramanı da kuşkusuz Matthew Dellavedova. Dün yazdığım yazıda da onun hakkında olumlu ifadeler kullanmıştım. Bu ifadeler onun benim için kara listede olduğu gerçeğini değiştirmiyor ancak hakkını vermeden geçemeyeceğim. Stephen Curry'e inanılmaz eforlu bir savunma yapıyor. Curry'e pick geldiğinde switch öncesi en ufak darbeden kaçmıyor. Ortaya düşen toplara uçarak atlıyor. Maç bitip adrenalin seviyesi düştüğünde her yerinin ağrıdan titrediğine eminim çünkü fiziksel olarak sahip olduğundan fazlasını ortaya koyuyor. 3. maçta da özellikle maçın ilk 2,5 çeyreğinde Curry'i iyiden iyiye yavaşlatmayı başardı. Sonrasında Curry vites yükseltti, MVP apoletini hatırlattı belki ama çok geç kalmıştı.

Cavs'den devam ediyorum. Daha önceki yazılarda pek değinmediğimi fark ettiğim bir isime parmak basmak istiyorum: Tristan Thompson. Bu adamın sezgileri adeta bir Marvel karakteri düzeyinde. Hücum ribauntlarında pozisyon almasına, zıplama anına falan özellikle dikkat ettim. Tristan Thompson sanki bu iş için yaratılmış gibi. Cavs'e sıkça tekrardan hücum etme şansı tanımakla kalmayıp, Warriors pota altını bir saniye rahat bırakmıyor. Savunma ribauntlarına çıkarken göstermek zorunda kaldıkları ekstra konsantrasyon Warriors'ı hücuma kalkarken yıpratıyor.

Warriors cephesinde psikolojik kırılganlık gözlüyoruz. Maç esnasında kameralar Stephen Curry'i gösterdiğinde defalarca kafasını sağa sola salladığına şahit oldum. Suratından ve gözlerinden umutsuzluğa kapıldığı okunuyor. LeBron yenik duruma düştüğü zaman onda bunu göremiyorsunuz. Tecrübe farkı bu noktada ortaya çıkıyor. Her ne kadar Steve Kerr gibi NBA Finalleri ortamını çok iyi bilen bir koça da sahip olsanız, kadroda bunu yaşayan tek bir kişi olmayınca tökezlemek kaçınılmaz. Draymond Green ve Harrison Barnes'da özellikle hücum anlamında bunu hissedebiliyoruz.

Warriors'da serinin ilk 2 maçında ortada gözükmeyen David Lee'nin süre almaya başladığını gördük. Speights'ten daha az katkı vermesini zaten beklemiyorduk ama uzun süre bench ısıtmanın getirdiği hamlık ile kısa sürede çok fazla faul yaptığını da söyleyelim.

Serinin 4. maçı yine Quicken Loans Arena'da oynanacak. Normal sezonun birincisi sezon içerisindeki oyununu yine hatırlayamaz ise Cleveland şehri ilk basketbol şampiyonluk flamasını yavaştan diktirmeye başlar.

10 Haziran 2015 Çarşamba

Finalin Anahtarları

İkinci maçı banttan seyrettim ve maç yazısı için geciktiğimi düşündüm. Bundan ötürü ilk 2 maç sonunda finalin anahtarları diye gördüğüm unsurlardan biraz bahsedeceğim.

Öncelikle LeBron James'ten bahsetmemiz lazım çünkü ilk 2 maç itibariyle insanüstü rakamlara ulaşmış durumda. Özellikle post-up oynadığı zaman Andre Iguodala gibi önemli bir savunmacı bile onu durdurmakta çok zorlanıyor. LeBron bu tempoda devam ederse serinin galibi kim olursa olsun MVP ödülü ona verilebilir. Daha önce geçmiş bir Celtics şampiyonluğunda ödül Lakers'lı Jerry West'e verilmiş. Warriors'ta şu ana kadar sivrilen biri olmadığını da hesaba katarsak böyle bir ihtimali göz ardı edemeyiz. Finalin ilk anahtarı kesinlikle LeBron James'in istikrarı. Mevcut istatistiklerini oluştururken oldukça fazla sayıda top kullandığını söyleyeyim. Bu noktada biraz daha fazla sokabildiği bir gün tarihe geçecek rakamlar çıkar ortaya. İki maçın da birer yarısında ritmini kaybetmişti, bu olmazsa tarih yazılır.

Warriors MVP'si Steph Curry'nin Matthew Dellavedova'nın savunmasına karşı koyabilme yeteneği de ikinci anahtar. Geçtiğimiz haftalarda "pis adam" olarak nitelendirip kara listeye aldığım Delly bu kez sakatlama kastı olmadan işini yapıyor. Curry'e ikinci maçta yapıştı adeta. Curry top alırken ve şut kullanırken sürekli olarak kurallar dahilinde bir Delly temasına ya da inanılmaz rahatsızlık verecek bir Delly savunma hiperaktivitesine şahit olduk.

Üçüncü anahtar Mozgov'un hücumda pota altı özgürlüğü. İlk 2 maçta eksik Cavs'e skor anlamında çok iyi destek oldu. Warriors'da Bogut sahada olmayınca Mozgov üzerinden hücumlar sıklaşıyor. Bogut'un sahada olmadığı dakikalarda Mozgov pota altında Empire State binası gibi kalıyor. Ayak hareketleri detaylı incelense hatalı yürüme yakalanma olasılığı yüksek ancak bu noktada hakemler de biraz NBA Finalleri torpili geçiyor. Fizik üstünlüğünü kullanarak pozisyonları iyi bitiriyor, çoğunlukla da faul almayı başarıyor. Warriors'ın onun pota altındaki bu özgürlüğüne biraz sertlik getirmesi hesabı karıştırır.

Dördüncü anahtar Cavs'in üçlüklerinin akıbeti. Oyun içerisinde zaman zaman Stephen Curry'nin savunduğu Iman Shumpert fizik avantajını kullanamadığı gibi, takıma finale gelene kadar bolca fayda sağlayan üçlüklerini de pek sokamıyor. J.R. Smith özellikle Kyrie Irving'in yokluğunda ve LeBron'un sahada olmadığı dakikalarda bu üçlüklerden isabet bulmak zorunda. Takıma savunmada zafiyet veren James Jones'un üçlükleri kaçırması onun Cavs adına oyunun her iki yönünde yıkıcı etki yapmasıyla sonuçlanır.

Beşinci ve belki de en önemli anahtar Warriors'ın Warriors gibi oynaması. Yukarıda Cavs cephesinde hep oyuncu özelinde yorumlarda bulundum. Warriors'da MVP'ye bir parantez açtım sadece çünkü onların normal sezonda 67 galibiyet almaları sağlayan temel etken "takım olarak" rakibi rüzgarlarına katıp tempolu oyunla bitirmeleriydi. Bunu yansıtamayıp bir de zaman zaman şutta problem yaşayınca normal sezon evinde herkesi ezen geçen takım maç kaybetti. Havayı yakaladıkları anda onlara yapabilecek çok fazla bir şey yok. Burası NBA Finalleri, tecrübenin en çok konuşacağı yer. Ne yazık ki Warriors'da bu tecrübe hiç yok o sebeple bocalıyorlar. 5 kez NBA şampiyonu olmuş Steve Kerr bu ruhun kıpırdanması için gereken kıvılcımı çıkarabilirse seriyi 4-1 bile bitirebilirler.

6 Haziran 2015 Cumartesi

Warriors 1 - 0 Cavaliers

Çok sağlam maçtı en başta bunu söylemek lazım. Her iki taraf için de maç sürekli olarak gitti geldi diyebiliriz. Sonunda kazanan Warriors oldu. Çok içime sindi mi? Hayır. Bana kalırsa Cavs hak ediyordu ama yapacak bir şey yok.

Golden State Warriors'da daha önce NBA Finali'nde oynamış tek bir isim yoktu. Belki de bunun yüzünden ekstra panik başladılar maça. Telaşlı oldukları her hareketlerinden belli oluyordu. Bu noktada LeBron ve Cavs avantajı kullanıp belli ölçüde öne geçmeyi başardı ancak bu durumu koruyamadılar.

Bu maçta gördük ki Warriors'ın LeBron'u durdurma şansı yok ancak bu handikapı Cavaliers'in diğer oyuncularını kitleyerek kapatmaya çalışıyorlar. LeBron gerek Harrison Barnes gerek Andre Iguodala gerekse Klay Thompson'ı post-up'la potaya kadar ittirmeyi başarıyor, bunu gördük. Bu üç isimden en başarılı olanın Andre Iguodala olduğunu da söylemek lazım. Aslında bu noktada Iguodala'ya bir de parantez açmak gerekiyor zira bu maçın kazanılmasında çok büyük payı var. NBA'e adım attıktan kısa bir süre sonra Allen Iverson'ın da takımdan ayrılması ile kendisine çok erken zamanda biçilen lider rolünün ekmeğini yiyor şu sıralar. Takımın en tecrübeli ve bundan ötürü en sakin oyuncusu konumunda. İki çeyreği smaç buzzer'ı ile tamamlayarak takıma ateşleyici enerjiyi getirdi. Ayrıca dipten bulduğu üçlüklerle Cavaliers'ın zor bela sayı bulduğu dakikalarda takımının çok kolay cevap vermesini sağladı. Philadelphia'da ona zoraki biçilen liderlik rolünün kazandırdıklarını dün finali serisinde çok güzel görmüş olduk.

Warriors cephesinden devam edecek olursak, Stephen Curry'nin maçı domine ettiğini söylemek güç. İstatistik tablosuna baktığımızda rakamları hala etkileyici ancak MVP ikinci yarı pek ortalarda yoktu. Maça ağırlığını koyamadı. Bir ara ritm bulur gibi oldu sonrasında tekrar kayboldu. Klay Thompson'ı da pek beğendiğimi söylemeyeceğim. Çok ciddi bir şut tehdidi + pozisyonuna oranla uzun bir boyu var ancak bana iyi gününde bir Marco Belinelli'den öte bir oyuncu gibi gelmiyor. Dün de oldukça boş şut kaçırdı. Warriors adına Bogut'un iyi savaştığını, Speights'in sakatlıktan döndüğü maçta çok kısıtlı sürede iyi katkı verdiğini söylemekte fayda var. Orta mesafeden neredeyse hiç kaçırmadı diyebiliriz. Warriors normal sezonda 67 galibiyet almalarını sağlayan oyunu ortaya koyamadı belki ama Cavs'in savunma defektlerinden faydalanarak kolay sayılar buldular. Uzatmada Cavs'in basiretinin bağlanması ile ilk maçı almayı bildiler ancak inanıyorum ki bu galibiyet onların da hiç içine sinmemiştir.

Cavs açısından durumlar pek iyi görünmüyor zira uzatma esnasında sakatlık yaşayan Kyrie Irving'in 3-4 ay sahalardan uzak kalacağı açıklandı. Love'ı kaybettikten sonra bir de Kyrie'ın yokluğu Cavs'e çok ağır bir darbe olacak. LeBron'un sorumluluğu zaten hat safhadayken artık daha da ileri bir boyuta taşınacak. Ne olursa olsun Mozgov, Smith, Shumpert gibi isimler görev adamı, Kyrie bir yıldızdı. Bu maçta benchten hemen hemen hiç katkı alamadılar. James Jones'u çok iyi kitledi Warriors. Onun ekstra üçlükleri olmayınca benchten tek katkı J.R. Smith'ten geldi. Kyrie'nin sakatlığını da göz önünde bulundursak Smith'in çok daha sorumluluk alması gerekiyor. Shumpert savunmada iyi işler yaptı ancak önümüzdeki maçlarda işin hücum kısmına daha çok dahil olması gerekecek. LeBron inanılmaz oynuyor, şampiyonluğa fazlasıyla inanmış ancak karşısında kendi takımından çok daha komple bir Warriors var. 44 sayı attı, varını yoğunu ortaya koydu ama galibiyeti getiremedi. Warriors belki 'kaçak' olarak nitelendirebileceğimiz ani üçlükleriyle LeBron'un itişe kakışa bulduğu sayılara kafa tutmayı başardı ve maçı aldı. Önümüzdeki maçlarda Cavs ve LeBron'un işi çok daha zor görünüyor. Özellikle Kyrie Irving'in sakatlığından sonra Warriors çok ağır favori konumuna geldi.

15 Mayıs 2015 Cuma

NBA Playoff 2015 Son Durum Değerlendirmesi

Spurs'ün elenmesinden bu yana playofflarla alakalı yazı girmemiştim. Bu süre aralığında derslerin yoğunluğundan dolayı yalnızca birkaç maç seyredebilme fırsatı buldum. Akademik yükümlülüklerin ağırlığı altında kalıp burayı çok ihmal ettim. Kısa da olsa bir şeyler yazmak istiyorum.

Öncelikle Doğu Konferansı yarı finallerinin Batı'ya oranla daha iyi geçtiği bir gerçek. Belki de bu sezon ilk kez bir Doğu-Batı kıyaslamasında Doğu baskın taraf oluyor. Buzzer'lar havada uçuştu resmen herkes kafa kafaya oynuyor. Batı'da ise tablo çoğunlukla daha net.

Yazıhane potacastlerinde sıkça geçen LeBron kötü oynuyor düşüncesine katılmadığımı belirteyim. İzlediğim maçların neredeyse tamamı Cavs-Bulls maçlarıydı ve ben LeBron'da bir falso göremedim açıkçası. Hele ki geçen maçta Kyrie tutukluk yapınca iyiden iyiye sazı eline aldı. Artık yavaştan LeBron'dan geçiyor muhabbetleri için çok erken. Önceki maç attığı buzzer'la beraber gündeme gelen bir diğer mevzu ise klasik Michael Jordan kıyaslamaları. LeBron three-peat yapabilseydi bu kıyaslamaya girenleri bir nebze anlayabilirdim ancak şu aşamada bu hipotez kesinlikle geçersiz. Seride yüz güldüren isim ise Derrick Rose kuşkusuz. Belki de sakatlıktan döndüğünden beri ilk kez bu kadar MVP senesine yakın oynuyor. Hala tereddütleri var, hala kısa periyotlarla ağır batırabiliyor ancak MVP ruhunu bizlere tekrardan hissettirdi, buna şüphe yok. Seriyi şu an 3-2 önde olan Cleveland'ın geçeceğini düşünüyorum.
John Wall olmadan kazanan Washington da bir takdiri hak ediyor. Bu noktada normal sezonun sonlarına doğru hafiften sallanan Atlanta'nın playofflara gelince başta Teague olmak üzere düşük performans sergilemesinin de payı var elbette. Playofflarda tecrübenin devreye girdiğinden bahsederiz hep. Bu önermenin altına örnek olarak 2015 NBA playofflarında Paul Pierce yazılmalı. Sezon içerisinde dükkanı kapattı kapatacak görüntüsünden tamamen uzaklaştı, takımın belki de en verimli oynayan oyuncusu konumuna geldi. Yaş ne olursa olsun bu adam bir Finaller MVP'si, eli titremiyor. Budenholzer'ın Atlanta'sını elemeye yetecek mi? 3-2 geride olduklarını da düşünürsek zor.
Batı'da ise Spurs'ü eleyen Clippers'ın Rockets'ı 4-1 geçmesini bekliyordum. Beklentimin aksine 5. maçta Rockets tır gibi ezdi geçti ve durumu 3-2'ye getirdi. Howard'ın iyi olduğundan falan bahsediyorduk ama Clippers bildiğiniz şampiyonluk adayı. Zaten bizim seriden kim çıkarsa çıksın Houston'ı eleyeceğini düşünüyordum. Clippers da sonuca ulaşacaktır. Bir parantez Blake Griffin'e. Bizim serideki mükemmel oyununu sürdürüyor. Orta mesafe falan derken iyiden iyiye çok yönlü bir silah haline geldi. Playoff ortalamaları 25-13-6. Baş döndürücü gerçekten. Son olarak geçen maç Kevin McHale'in Hack-a-Jordan'ın suyunu çıkardığını da söyleyelim. Jordan'ın ilk yarı 28 serbest atış inanılır gibi değil, ne yani ikinci yarı da devam etseler adamı 25-30 sefer çizgiye mi yollayacaklardı. Son maç yapmadılar bu taktiği, gayet de kazandılar. McHale'in bu anlamda uçlarda yaşadığını söylemek mümkün. Hack-a-Jordan topu size kazandırıyor evet ama aldıktan sonra ortaya bir şey koyamaz isen 4. maçta da olduğu gibi adamı mahvederler.
Son olarak Warriors-Grizzlies serisi. Curry ne oynuyor ama. MVP ödülünü aldı, nitro modunu açtı resmen. Futbolda Messi'nin yarattığı büyü etkisini yaratmaya başladı. İki saniye önce potaya arkası dönük üçlük çizgisine doğru giderken bir bakmışsınız top çoktan çemberden geçmiş bile. Grizzlies'i koştura koştura durumu 3-2'ye getirmeyi başardılar. Normal sezonda Spurs bir kenara, Grizzlies tökezleyene kadar benim gizli şampiyonluk adayımdı. Şu an 3-2 gerideler ama ben yine de favori hakkında net bir ifade kullanmak istemiyorum.

29 Eylül 2014 Pazartesi