San Antonio Spurs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
San Antonio Spurs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2017 Cuma

Kawhi Leonard Sezon Değerlendirmesi


Kawhi Leonard sistemin parlattığı bir oyuncu mu tartışmalarının sonsuza dek kapandığı bir sezonu geride bıraktık. Cevap: "Değil". Hatta öyle bir değil ki bugün kimi otoriteler Kawhi'ı MVP ödülünün dark horse'u (fazla üzerinde durulmayan favori) olarak gösteriyor. O artık sistemin çok ötesinde bir adam.
Kawhi'ın 2016/2017 sezonunu hücumda gösterdiği gelişim üzerinden anlatmak en uygun yöntem gibi görünüyor. Kawhi sezonu 25.5 sayı ortalamayla (lig 9.su) tamamladı. Bu bir önceki sezona kıyasla 4.3 sayılık bir artış demek. 4.3 sayı ciddi bir sıçrama ama inanın Kawhi'ın hücumdaki evrimini tarif etmede çok yetersiz kalıyor. Kawhi bu sezon ligin en önemli pick-and-roll oyuncularından biri haline geldi. Switch olsun/olmasın birkaç dribbling sonrası orta mesafeleri sokarken artık çok daha rahat.
Kawhi orta mesafelerde hep iyiydi ama bu sezon şut öz güvenindeki gelişimi fark etmemek imkansız. Bu şutları yaratırken vücudunu çok iyi kullanmaya başladı.

Kawhi'ın şut güzellemesini orta mesafeyle sınırlayamayız tabi ki. Geliştirdiği bir diğer hücum silahı da ikili oyunla veya kendi başına yarattığı pull up üçlükler. Kawhi'ın üçlük yüzdesi 44.3%'ten 38.1%'e geriledi. Hücumdaki artan rolü sonrası sıkışan oyunda kilit açmak veya takıma momentum kazandırmak için üçlüklere yönelen Kawhi'ın yüzdesindeki bu düşüş gayet doğal. Maç başına isabet sayısını 1.8'den 2'ye çektiğini de ekleyeyim.
Kawhi pick sonrası drivelarını da epey geliştirdi. Bu driveların başarısında vücudunu kullanma becerisinin payı büyük. Geçtiğimiz sezon maç başına 4.6 serbest atış deneyen Kawhi'ın bu sezon bu rakamı 7.2'ye çekmesi tesadüf değil. Artık daha çok yükleniyor, daha agresif oynuyor. 

Serbest atışla sonuçlanan pozisyonların önemli bir kısmı da izolasyon oyunlarından kaynaklanıyor tabi ki. Gregg Popovich sistemlerinde yıllardır hep geri planda olan izolasyon hücumu, sistem ötesi Kawhi'la birlikte oyun planımıza dahil olmuş durumda (Küçük bir not: 2014 pas basketbolunu hala özlüyorum). Ve evet, Kawhi Leonard bu izolasyon işini de iyi beceriyor. Yine bu sezon geliştirdiği, Michael Jordan'ı/Kobe Bryant'ı andıran fadeaway atışlarını özel olarak beğeniyorum.


Kawhi'ın bu sezon en çok geliştirdiği yönlerinden biri de kuşkusuz clutch (yakın geçen maçın son anları) basketbolu. 2017 model Spurs 2016'ya kıyasla çok daha fazla yakın giden maç oynadı. Rakibin kadro kalitesinden bağımsız bir şekilde maçların sıklıkla gidip geldiğini gördük. Hatta bir ara arka arkaya 5-6 maç 10 sayı geriye düşüp dönme serimiz vardı. Hal böyle olunca geçtiğimiz sezona kıyasla daha fazla clutch dakika oynadık. Kawhi'ın bu anlarda kaybolması tüm bu gelişimin üzerine ağzımızda acı bir tat bırakabilirdi. O ise kaybolmanın yakınından bile geçmedi, ekseriyetle ağırlığını koydu. Büyük oyuncu tanımının olmazsa olmaz koşullarından birini bu sezon sağladı. Özellikle Rockets maçı unutulmazdı.



Biraz da Kawhi söz konusu olduğunda bahsetmeye alıştığımız yere gelelim, yani savunmaya. Kawhi'ın bu sezon Yılın Savunmacısı ödülünde geride kalmasını yadırgamıyorum. Hücumdaki yükü bu kadar artınca savunma performansı geçtiğimiz iki sezondaki kadar konuşulmadı. Konuşulmadı ama bu savunmasında eksilen bir şey olduğu anlamına gelmiyor. Kawhi'ın defansif +/- istatistiğindeki düşüşü (2.8->1.5) kendisine değil Tim Duncan'ın emekliliğine bağlıyorum. Kawhi aynı savunmayı yapıyor ama Gasol&Lee'yle beraber oynarken geçtiğimiz yılki defansif +/- rakamlarını tutturması mümkün değil. Bu sezon rakip takımların hücum ederken Kawhi'ı dışarı çektiğini gördük. Kawhi'ın savunduğu oyuncu sahanın en dibine giderek onu takım savunmasından ayırmaya çalıştı. Adamlar hücum ederken savunmacıya önlem aldılar. Daha ötesi olabilir mi? Özetle; The Claw hala The Claw.



Bugün geldiğimiz noktada Kawhi'ın lig tarihinin en iyi perimeter savunmacısı olup olmadığını tartışıyoruz. Bu adam rakip süper yıldızları savunurken aynı zamanda maç başına 25.5 sayı atıyor, üstüne üstlük kritik anlarda takımını tek başına sırtlıyor. Yine bu bahsettiğimiz adam 6 yıllık NBA kariyerinde yaptığı faulden (697) çok top çalacak (704) kadar temiz bir basketbol oynuyor. Tüm bunları yaparken egosuna yenik düşmüyor, muazzam bir takım arkadaşı olmaya devam ediyor.  İki yönlü basketbolun bu derece yüceltildiği ortamda Kawhi Leonard'dan daha değerli bir oyuncudan bahsedebilir miyiz? 2016/2017 sezonu itibariyle; sanmıyorum.

19 Kasım 2016 Cumartesi

Pas Pas Pas, Daha Çok Pas

Bilgisayarların hayatımızın merkezine doğru ilerlediği dönemde internette bol bol "Beyin Mucizesi" tarzı videolara rastlardık. Aslında çok da etkileyici olmayan, ama o dönem oldukça enteresan hissettiren bu videolarda sırasıyla matematiksel işlemler görülürdü. Aklımızdan bu işlemleri yapmamız istenir, videonun sonunda da "GÖZÜNÜZÜ KAPATIN, KIRMIZI BİR ÇEKİÇ GÖRDÜNÜZ DEĞİL Mİ? ÇÜNKÜ İNSANLARIN 98%'İ ÖYLE GÖRÜYOR :)" gibi bir ifade yer alırdı. Kırmızı çekiç orada olmasa bile, mutlak doğru o gibi gösterildiği için sorgulamadan "Yani, evet, sanırım"larla orada olduğunu kendimize kabul ettirmeye çalışırdık. Sağlıklı beyin öyle çalışmalıydı, başka türlüsü düşünülemezdi, bizimkinde de bir problem yoktu ya. Tıpkı bu videodaki gibi NBA'deki zihinsel izdüşümler de matematiksel ifadelerle yönetiliyor. İnanılmaz detaylı istatistikler sonucunda şampiyonluğun, başarının anahtarı koşmaya dayalı oyun felsefesi olarak gösteriliyor. Bu önermeyi destekleyen rakamları her platformda gözümüze sokuyorlar ve gözümüzü kapattığımızda Larry O'Brien kupasını görmemiz isteniyor. Bu oyun karakterini benimsemeden sağlıklı bir şampiyonluk söz konusu değilmiş gibi. O zaman ben de biraz rakamlardan bahsedeyim.

NBA takımlarının tempoları maç başına girdikleri pozisyon üzerinden hesaplanıyor ve bu istatistiğe Pace deniyor. Ligin en geçerli veri bankası Basketball-Reference'a göre San Antonio Spurs, Pace alanında 30 takım arasında 27. sırada. ESPN'e göre 28. Peki Spurs'ün şu an ligdeki konumu ne? Batı Konferansı'nda 3. sırada, tüm lig genelinde ise 4. Bu istatistiksel bir anomali değil, topu rakip yarı sahaya yavaş getirmenin sizi çağ dışı yapmayacağının kanıtı. Koşmadan da basketbol oynayabilirsiniz. San Antonio Spurs, rakip yarı sahadaki alan paylaşımı ve pas dağıtımıyla bunu sağlamaya çalışıyor. Özellikle paslar bu sistemde çok kilit yer tutuyor. Geçtiğimiz hafta takım üzerine endişelerimi yazarken bu pas trafiğini sağlayamadığımızdan bahsetmiştim. O yazıdan sonra Danny Green'in ve Tony Parker'ın takıma dönmesiyle beraber ideal 5'e kavuşan takım son derece olumlu sinyaller vermeye başladı. Birkaç saat önce biten Lakers maçından bir örnek:
Bu da iki gün önceki Kings maçından:

Takım Kings maçında 29, Lakers maçında 30 asist yaptı. 2014'te şampiyonluğu kazandıran oyun kimliği yavaş yavaş hatırlanıyor. Takımdaki bu iyileşmede en büyük pay Tony Parker'a ait. Sezon başı görüntüsünü yaşlılığa bağlı fiziksel çöküş olarak yorumlamıştım ancak durum diz sakatlığı ile alakalıymış. Sakatlıktan müthiş döndü, son 3 maçtaki asist rakamları 6-7-7. Ayrıca yine yakındığım bir nokta olan boyalı alan penetrelerine de tekrar başladı. Lakers maçından bir örnek:
Bu penetreler Spurs'ün pas basketbolunda önemli yer tutuyor çünkü Parker'a gelecek yardım savunması rakibin dış şutörlerle olan eşleşmelerinde anlık boşluklar yaratıyor ve Spurs'e kolay şut ihtimali yaratabiliyor.

İdeal 5'in (Pau-LaMarcus-Kawhi-Danny-Tony) ne kadar önemli olduğunu da rakamlarla ifade etmek istiyorum. San Antonio Spurs ilk 13 maç itibariyle 100 pozisyon başına 108.5 sayı atıp, 101.6 sayı yiyor. Bu rakamlara ideal 5'in yer aldığı son 4 maç da dahil. Bir de bu son 4 maçta ideal 5 sahadayken takımın istatistiklerine bakalım: 100 pozisyon başına 116.7 sayı atılan, 97.0 yenilen. Muazzam.

Takım özüne kavuşurken sezon başı kazanımı olan Kawhi'dan da ödün verdi elbet. Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi izolasyon oyunu bize göre değil. Kawhi'ı MVP adayım olarak göstermememin sebebi de buydu. Sakatların dönmesi ile beraber izolasyonu azalttık, Kawhi'ın rakamlarını düşürdük. Ama inanın, bu durum Kawhi'ın bile umurunda değildir. Spurs organizasyonunda böyle bir kaygı hiç bir zaman güdülmedi. Aşağıdaki tweette önemli olan tek bir rakam var, o da en üstteki.

Mevcut donanımla başarıya giden yolda pasın önemini yeterince vurguladım diye düşünüyorum. Spurs hücumu adına en belirleyici faktör bu takım oyununun sürdürülebilirliği olacak. Başarıya giden yolda "acele" etmeyeceğiz. O videoyu izleyip gözümü kapattığımda zihnimde kırmızı çekiç canlanmamıştı, 98%'in içinde değildim ama bugüne kadar toplumdan dışlanmadım. Pop da koşan takım istatistiklerine boğulup gözünü kapattığında şampiyonluğu görmüyor. Spurs basketbolunda şampiyonluğun zihinsel izdüşümü koşmakla sağlanmıyor, bize pas lazım, daha çok pas. Birikimimiz, düşünce tarzımız bunu gerektiriyor. Ancak bu şekilde gözümüzü kapattığımızda onu görebiliriz.

11 Kasım 2016 Cuma

Yeni Sezon, Yepyeni Endişeler

Spurs yine iddialı, Spurs çok baş ağrıtacak, Spurs'ü yabana atmayın. 15 yıla yaklaşan taraftarlık dönemimde neredeyse her sezon bu önermelerin arkasında durdum. Tıpkı "Spurs yaşlandı artık" cümlesinin karşısında olduğum gibi. Ancak bu sezon içime sinmeyen bir şeyler var. Sistem ve oyuncu bazında hissettiğim bu sıkıntıları maddelemek istiyorum:

1- Oyun kurucu pozisyonunda sıkıntı yaşıyoruz. Tony Parker 2 yılda 10 yaş yaşlandı sanki. Hücumdaki tüm silahlarını bir daha çıkarmamak üzere depoya kaldırmış gibi oynuyor. Savunmayı delmeyen Tony Parker olur mu? Bu hareket bir dönem ligin en durdurulamaz hücum opsiyonlarından biriydi. Şimdi neredeyse sıfır seviyesine inmiş durumda. Denemiyor. Savunmada da her geçen sezon daha hızlanan ve güçlenen mevkidaşlarına göre yetersiz kalıyor. Öte yandan ligdeki ilk 5 çıkan tüm oyun kurucuların toplamından fazla şampiyonluğu var. Hemen vazgeçmek kolay mı? Ayrıca o gerçekten bir oyun kurucu. 1 ve 2 numara arasına sıkışmış bir isim değil. Patty Mills o 1.5 numara dediklerimizden mesela. Pozisyonunun yanında PG yazıyor ama her zaman öncelikli olarak şutu düşünen bir isim. Hep öyleydi. Bu anlamda yarattığı tehdit takım için çok değerli ama onun olduğu bir ilk 5, pas dağıtımından ödün vermek demek.

2- Pivot pozisyonunda da benzer bir durum var. Dünkü Rockets maçında da gördüğümüz üzere Pau Gasol'ü small ball oynayan takımlara karşı kullanmamız mümkün değil. Savunmada beklediğimiz üzere büyük bir handikap yaratıyor ama diğer yandan hücumda orta mesafeleri ve pasörlüğü ile katkı sağlıyor. Alternatifi Dewayne Dedmon çok enerjik bir savunmacı ancak basketbol IQ'su Gasol'ün yanına yaklaşamaz. Bir anda dengesiz fauller yapabiliyor, potadan uzaklaştıkça tehdidi çok azalıyor. Gasol'ün faul çizgisinin oradan LaMarcus'a indirdiği paslar benzeri bir katkı vermesi mümkün görünmüyor. Takımın en iyi off-season hamlesi gözüyle baktığım Dedmon'ı ben bile ilk 5 kalibresinde görmüyorum. Gasol oynayınca da onu potaya sürükleyen pivotlar, yanından drive edip turnike bırakan kısalar sinirimizi bozuyor. Amerikalıların tabiri ile daha çok hustle istiyor insan. Geldiğinden beri çok faydalı oynayan David Lee ilk 5'e yerleşsin desen, LaMarcus 5 numaraya kaymak istemiyor. Diyelim kaydı, Gasol kadar olmasa da o da savunmayla pek ilgilenmiyor. LaMarcus-Gasol sahadayken de takımın defensive ratingi 111.9. Yani 100 pozisyonda 111.9 sayıya izin veriyorlar. Çok kötü.

3- 2014'te tarihe geçen bir hücum performansı ile şampiyon olan Spurs neden aynı basketbolu oynamıyor? Çünkü LaMarcus Aldridge'i takıma katmanın bedelini bu şekilde ödüyoruz. Ona verilen sözler var ve sistemi ona göre modifiye etmek durumunda kaldık. Kawhi'ın gelişimi ve LaMarcus'un oyun tarzı pas temelli oyunun içine izolasyon tohumları attı. Bugün o tohumlar Spurs sisteminin kemik opsiyonlarına arasına girecek şekilde filizleniyor. Ligin en iyi uzun pasörleri arasında rahatlıkla sayılabilecek Pau Gasol ve David Lee takıma katıldı ama o 2014 havasını yakalayamıyoruz bir türlü. Çünkü 1 numaranın her iki alternatifi de o eski pas trafiğini sağlayamıyor. Tony Parker'ın pasifleşen oyunu şampiyonluk getiren hücum bileşenlerini efektif kullanmanın önüne geçiyor. Zaten izolasyona bir girdi mi çıkış zor. MVP tezahüratları alan Kawhi'ın rüzgarını kesme ihtimalini göze almak kolay değil.

4- Danny Green'in yokluğunda üç sayılık atışları iyiden iyiye geri plana attık. Şampiyon ekibin yıkıcı darbesi bu üçlüklerdi, onlarsız bir başarıyı mümkün görmüyorum. Modern basketbol üzerine yazılan herhangi bir yazıda bu üçlüklerin öneminden bahsedilmediğini göremezsiniz. Artık onlarsız olmuyor, bu bir gerçek.

5- Tim Duncan'ı özlüyoruz. Geçtiğimiz sezon 40 yaşındayken defensive rating sıralamasında ligin 2. ismiydi. Ortak kanıya göre kariyerinin dibini gören Duncan'ın o noktada bile seviyesi buydu. Onun savunmada verdiği güven oyun kurucu pozisyonundaki zaaflarımızın göze batmamasını sağlıyordu. Şimdi hem ön alan, hem de arka alandan açık verince olmuyor. Ne olduğunu anlamadan ilk devre 60+ sayı yemiş şekilde buluyoruz kendimizi. 

Daha sezonunun çok başındayız, ideal 5'i henüz sahada göremedik dolayısıyla birtakım analizler için erken ancak saydığım bu sebeplerden ötürü Spurs basketbolu beni endişelendiriyor. Biz Warriors, Cavs hesapları yaparken apaçık Clippers'ın gerisine düştük. Kaan Kural'ın programlarında sıkça tekrarladığı bir şey var: Gregg Popovich makro işlerde NBA'in uzak ara bir numarası ama mikroda bir numara değil diyor. Pop'un bu kadro üzerinde mikro detaylara inmesi başarı için elzem görünüyor. O mikro ayarlar gelmezse tünelin sonunda ışık görmüyorum.

7 Kasım 2016 Pazartesi

Gasol Bu, Beklenti Ne?

Spurs'ün Pau Gasol hamlesi ilk 7 maç sonunda ciddi eleştiriler aldı. Bense beklentilerin yanlış şekillendirildiğini düşünüyorum. Eleştirecek bir şey yok, Gasol hep böyle bir adamdı zaten.

Spurs geçtiğimiz sezon, özellikle playoffta kilit anlarda hücumda tıkanıklıklar yaşadı. Kawhi Leonard ve LaMarcus Aldridge üzerinden oynanan isolationlar üretimi durdurduğunda skor tabelasında SA'nın yanında yazan sayının dakikalarca değişmediği oldu. Pau Gasol hamlesi bu anlarda hücumda takıma bir alternatif kazandırmak adına yapıldı. Yani "gerektiğinde" devreye girmesi amaçlandı. Miami maçında LaMarcus yoktu, Gasol sorumluluk alıp 18 şut kullandı ve maçı 20 sayı 11 ribaund ile tamamladı. Geriye kalan 6 maçın birinde bile 10 şut kullanmışlığı yok. 15 sezon boyunca oynadığı takımlar için hücumda patlamayan bir lastik gibiydi, hala da öyle ama Spurs onu stepne olsun diye aldı.

Savunma anlamında eleştiriler var. Haklılar, savunmada çok yavaş kalıyor Gasol. Asıl soru, önceden hızlı mıydı ki? Açılış gecesi oynanan Golden State maçında switch sonrası Curry'le eşleşmelerinde yavaş kaldı ve kenara alındı. Onun işi bu değil, hiçbir zaman olmadı. Geçtiğimiz sezon Golden State karşısında Duncan'ın yedek başladığına şahit olduk. Olası bir playoff eşleşmesinde Gasol'ün de benche çekilmesi söz konusu olabilir. DeMarcus Cousins karşısında perişan oldu. 36 yaşındaki Gasol'den ligin en iyi pivotunu savunmasını mı bekliyorduk gerçekten? Gasol çabalıyor, doğru pozisyonu almaya çalışıyor, bloklarını yapmaya devam ediyor. Ondan Tim Duncan olmasını beklemeyin, elinden gelen bu.

Spurs neden onu seçti? Çünkü Spurs sistem takımıdır, takım kimyası her şeyin önündedir. Pau Gasol Kobe gibi zor bir karakterle bile sorunsuz oynayabilmiş, muhteşem bir takım arkadaşı. Lig tarihinin en başarılı uluslararası oyuncularından biri olarak, uluslararası oyuncu kültürünün en yüksek olduğu takıma katıldı. Doğrudan sonuca gidecek biri gerekiyordu, geçtiğimiz yıl 35 yaşında All-Star apoleti takmış Gasol her anlamda ideal isimdi.

Arkadaşlık bozulmasın, başarı önemli değil mi dendi? Tabi ki hayır. Spurs Gasol'ü alırken zaaflarını kapatması için savunma uzmanı Dewayne Dedmon'ı kadroya kattı. Dedmon'la Gasol tamamen zıt oyuncular. Onları birleştirme şansımız olsaydı, Spurs şampiyon olur bahsinin oranı çok daha düşük olurdu. Ütopik hayaller bir kenara, kadro planlaması bu iki ismin değişmeli kullanılması üzerine yapıldı. Gasol'ün rakamları 36 dakikaya vurulduğunda 14.4 sayı 10.4 ribaund. Yani aslında aldığı kısıtlı sürede yıllardır yaptığı şeyleri yapıyor, değişen bir şey yok. Beklentilerin yeniden şekillendirilmesi gerek çünkü Gasol Spurs'e bundan fazlasını vermeyecek.

2 Eylül 2016 Cuma

Michael Finley ve O Yıllar

Michael Finley geldi aklıma. Finley, en görkemli dönemini başka takımda yaşayıp, Spurs formasıyla şampiyonluk kazanan isimlerden biri. 2 kez All-Star olma başarısını yakaladığı Dallas formasının 1997-2001 yılları arasında en ağır işçisiydi Finley. Bu dört sezonda tek bir maç kaçırmamakla kalmayıp, tüm NBA genelinde en çok süre alan oyuncuydu. Bugün bile en güzel Mavs nostaljileri arasında yer alan Nowitzki-Nash-Finley üçlüsünün enerjik, skorer, atletik üyesiydi.
2005 yılı geldiğinde Finley ve Dallas Mavericks'in 8.5 sezondur süren birlikteliklerinin sonlanacağı kesin görünüyordu. NBA yönetimi, takım sahipleri ve oyuncu sendikası arasında imzalanan yeni toplu iş sözleşmesi takımlara lüks vergisi ödememeleri adına bir oyuncuyu serbest bırakma hakkı tanımıştı (amnesty clause). Dallas sezon içerisinde bir çok kez Finley'i Doğu takımlarına takas etmeye çalıştı (Steve Nash'i Suns'a kaptırmışlardı ve Finley'nin de Batı'daki rakiplerine gitmesini engellemek istiyorlardı.), ancak başaramadı. Sonunda takım sahibi Mark Cuban'ın direktifleri doğrultusunda Finley bu haktan faydalanılarak serbest bırakıldı. Kontratı gereği Dallas ona takip eden 3 sezonda toplam 52 milyon dolarlık ödeme yapacaktı ama amnesty hakkı sayesinde yaklaşık 90 milyon dolarlık vergiden tasarruf edeceklerdi. Nowitzki-Nash-Finley voltranı resmi olarak tamamen dağılmıştı.
Cuban'ın bu kararı sonrasında takımsız kalan Finley, günümüzde dev ihanetlere sebebiyet veren şampiyonluk yüzüğünün cazibesine kapılmıştı çoktan. 570 maç oynadığı Dallas formasıyla rakip potalara maç başına 20.2 sayı göndermek onu sahnenin en tepesine çıkarmamıştı. Finley yol ayrımına geldiğinde yeni takımında rolünün değişmesini çoktan kabullenmişti. Ana dişli olmayacaktı, kurulu sisteme adapte olmaktı esas hedef. Bunun yanı sıra eski kontratından daha küçük bir kontrata imza atacaktı, yani sahada ağır, pahada hafif bir oyuncu profiline sahipti. Şampiyonluk adayı tüm takımların iştahı kabardı ve süper yıldızlar onun yanına giderek ikna turları attılar. Son aşamaya gelindiğinde karşısında 3 seçenek vardı: Heat, Suns, Spurs. Finley'nin yakın arkadaşı Steve Nash önderliğinde dönemin en heyecan verici basketbolunu oynayan Phoenix Suns oldukça cazip bir seçenekti. Shaq'lı, Wade'li kadrosuyla Miami Heat de Finley'e kapılarını açmıştı. Ayrıca 5 milyon dolarla en iyi teklif onlara aitti. Ama Finley tercihini son şampiyon Spurs'ten yana kullandı. Spurs adına onunla tek bir kişi görüşmüştü ve ikna etmeye yetmişti: Gregg Popovich. İmzanın ardından Finley kendini şu sözlerle ifade etti:

"Şampiyon bir takımın parçası olacağım için heyecanlıyım. Hayatım boyunca şampiyonluğa hiç bu kadar yaklaşmamıştım. Geçtiğimiz sezonun tekrarlanması için takıma yardım etmeyi dört gözle bekliyorum."
2005-2006 sezonu başlarken, son şampiyona katılmış 32 yaşında eski bir All-Star olarak Finley, büyük amacına kendini hiç olmadığı kadar yakın hissediyordu. Spurs şampiyon kadroya onunla beraber Finley'nin Dallas'tan takım arkadaşı, bir başka eski All-Star Nick Van Exel'i katmıştı. Kağıt üzerinde bundan optimum bir senaryo düşünülemezdi. Normal sezonun birincisi Spurs oldu ama playofflarda işler istedikleri gibi gitmeyecekti. Finley'i rüyasından tanıdık bir ekip uyandırdı. Spurs konferans yarı finalinde Dallas'la eşleşti. Kimilerine göre NBA tarihinin en iyisi olan serinin sonucunda kazanan 4-3'le Dallas oldu. Son şampiyon konferans finalini göremeden elenmişti. Eski takım arkadaşları Finley'i tatile erken yollamakla kalmayacak, NBA Finali'ne çıkma başarısını gösterecekti. 2006 NBA Finalleri'nin Batı kanadında Finley'nin yıllarını verdiği ama hiç final göremediği Mavericks'in adı yazarken, Doğu şampiyonu da Finley'nin yazın reddettiği Heat olmuştu. Bir önceki yaz hayatının en önemli kararlarından birini vermiş Finley için tablo baştan aşağı pişmanlıklarla doluydu ancak geçmişi kafada yeniden kurgulamak manasızdı. 2006 şampiyonu Miami Heat oldu.
2006-2007 sezonunun en iddialı takımlarından biri yine San Antonio Spurs'dü. Kadroda majör değişiklik yapmayan Spurs, sayısal ifade edecek olursak ekibin 84%'ünü korumayı seçmişti. Kariyerleri boyunca rol oyuncusu olmaktan öteye gitmemiş Jacque Vaughn ve Francisco Elson takımın en büyük hamleleriydi. Spurs organizasyonun vazgeçilmezi olan istikrar kartı yeniden oynanmıştı. Yavaş basketbolun üzerine inşa edilen muazzam savunma takımı, Pop önderliğinde yeni sezona başlıyordu. Normal sezonda Spurs'ten beklenti geçtiğimiz sezon olduğu gibi birinci olmasıydı ancak kimsenin bilmediği bir şey vardı, başka bir ekip tarih yazmayı kafasına koymuştu: Dallas Mavericks. Finley'nin duygu yoğunluğunu körüklercesine Dallas sezona bomba gibi girmişti. Geçtiğimiz sezon Batı'yı 4. tamamlamasına rağmen final oynayan ekibin 2006-2007'de adımlarını daha sağlam attığı çok uzaklardan belli oluyordu. Normal sezonu 67(!) galibiyetle lig birincisi olarak tamamladılar. Spurs ise Mavs ve Suns'ın arkasından Batı üçüncüsü oldu.
Sir Alex Ferguson'ın bikini tarifine benzetilen Spurs'ün normal sezon performansının Dallas'ın gümbür gümbür gelişini gölgelemesi imkansızdı. Finley bireysel anlamda da iyiden iyiye fetret devrine girmişti. Kariyerinde ilk kez çift haneli sayı ortalaması yakalayamadığı sezonda, yıllarını verdiği takımın şahlanışı izlemek sağlam bir psikoloji gerektiriyordu. Bütün dünya nasıl bir şeyle karşılaşacağından habersiz ekran başına koyuldu ve 2007 NBA Playoffları başladı. Son sıradan playoff yapan Golden State Warriors, normal sezonda kendilerinden 25 galibiyet fazla alan Dallas'a  ilk turda bir sürpriz hazırlamıştı. Normal sezon birincisi, son finalist Mavs 8. sıradan giren Warriors'a ilk turda elendi. Warriors'ın onların panzehiri olduğu her zaman konuşuluyordu ama bu kadarını kimse beklemiyordu. Serinin 6. ve son maçını 25 sayı farkla kazanan Warriors normal sezondaki galibiyet farkına göz kırparak en büyük favoriyi evine yolluyordu.
Mavericks tarihinin en büyük travması esnasında Spurs'ün ilk turdaki rakibi Allen Iverson'lı, Carmelo Anthony'li kadrosuyla Denver Nuggets'tı. Normal sezonu rölantide geçiren Finley bu seride sahneye çıktı. Spurs'ün ikinci tura yükseldiği maçta 9'da 8 üçlük isabeti ile Nuggets potasına 26 sayı bırakarak 34 yaşında içinde yanan şampiyonluk ateşini herkese hissettirdi. Spurs, Nuggets'ın ardından Nash-Amare önderliğindeki Phoenix Suns'ı saf dışı bıraktı. Normal sezonda maç başına 22 dakika oynayan Finley, bu seride ortalama 32 dakika sahada kalarak eski dostu Nash'in hüsrana uğramasında büyük pay sahibi oldu. Konferans finalinde karşılaşılan Utah Jazz, Spurs'ten yalnızca 1 maç alabildi. Finalde toy LeBron önderliğindeki Cavs ise tek maç dahi alamadı ve Spurs 2007 NBA şampiyonluğuna ulaştı. Finley de Spurs amblemli yüzüğünü parmağına taktı. Nowitzki-Nash-Finley triosunun ilk yüzük kazananı o olmuştu.
Şampiyonluk sonrası 2.5 sezon daha Spurs'te forma giyen Finley, 2009-2010 sezonu ortasında kendi ricası üzerine serbest bırakıldı ve son bir başarı umuduyla Boston Celtics'e katıldı. Orada geçirdiği yarım sezonun ardından emekli oldu. Spurs zamanlarından geriye güzel hatıralar ve sıkı dostluklar kaldı. Bugün Fransa Basketbol Ligi'nin son şampiyonu olan ASVEL'in sahibi Tony Parker. Finley de takımın küçük hissedarı. Dallas kanadında da iyi haberler var. Mark Cuban'la araları düzeldi ve İşletme mezunu olan Finley Dallas yönetiminde görev almaya başladı.
Kendi açımdan bakacak olursam; Finley gibi harika bir karakterin Spurs formasıyla bir şampiyonluğu olması her daim yüzümü güldürecek. Gerek Dallas, gerekse Spurs formasıyla onu izlemek bizler adına unutulmazdı. İnsanın temel ihtiyaçlarından biri saygı görmek, Finley de normal bir insandan kat kat daha fazla saygı gördü. Ama ben onun adına bir tık fazlasını istiyorum; umarım Dallas 4 numaralı formasını emekliye ayırır. Bunu hak ediyor.

11 Mayıs 2016 Çarşamba

İpler Onların Elinde

Korktuğum şey oldu ve ev sahibi avantajını yitirdik. Türlü sebeplerden dolayı bu seride yalnızca 2 maçı canlı seyredebildim. O 2 maçı da kazandık. İzlemediğim 3 maçı kaybettik. Bunun bir totem olup olmadığını kendimce sorgulamaya başladım. 6. maçı ne olursa olsun seyredeceğim.

Geçtiğimiz yıllara dönüp baktığımızda serileri bu noktadan çevirmekte çok da başarılı olmadığımızı görüyoruz. Popovich yönetimindeki Spurs daha önce 12 kez bir sonraki maçı deplasmanda oynayacağı ve kaybetse eleneceği şekilde geriye düşmüş, bu maçların 10'u Spurs mağlubiyetiyle sonuçlanmış. Ne olacağı elbette belli olmaz ama ipler artık tamamen Thunder'ın elinde, bunu biliyoruz.

Yıllar boyu klasikleşen bir muhabbet var: Thunder hücumunun dağınıklığı, Durant'in etkin kullanılamaması vb. Durant'in etkin kullanılamamasında en büyük pay koçların ve Russell Westbrook'un oldu hep. Burnunun dikine gitmeyi seven Westbrook 4. maç öncesi açıklama yapıp, bir anda daha pasa yönelik oynayacağını açıkladı. Sonuç: Westbrook 15 asist Durant 41 sayı ve Thunder galibiyeti. Bas bas bağıran sorunun panzehirini denemek için seçtikleri maç çok akıllıca oldu ve karşılığını aldılar. Kawhi Leonard bu yılın son 20 yılda gördüğü en büyük dış savunmacı ama gelin görün ki Durant de son 20 yılın en büyük skoreri. Hal böyle olunca sonuç kaçınılmazdı. İstediği topları alan ve gününde olan bir Durant karşılaşmayı en son isteyeceğiniz rakip, Kawhi'ya sahip olsanız bile.

Bu 4. maçın hikayesiydi. 5. maç ve seri geneline bakacak olursak tıpkı Durant örneği gibi yanlışlarından dönen bir Thunder görüyoruz. Dion Waiters denilen el bombası 5. maçta +/- istatistiğinde sahanın en iyisi olmuş (+18). Enes Kanter baya baya savunma yapıyor ve etkili de oluyor. Zaten bu defektleri kapattığınızda Thunder tehlikelinin de ötesinde bir takım. Korkunç geç kalmış olsalar da bireysel anlamda her oyuncu doğru işleri yapmaya başladı, bu bizim hiç işimize gelmedi tabi ki de. Yan parçaları böyle doğru oynadığında Durant'in teklese bile Westbrook patlıyor ve koparıyorlar maçı.

Spurs açısından baktığımızda ise dün hücumda yaşanan dengesizlikten bahsetmiştim. Hücumu en basit haliyle birkaç bileşene bölmüş ve bunlardan aksayan kısmın üçlükler olduğunu söylemiştim. 5. maç üçlükler aksamadı. Danny Green 6 isabet bularak görevinin başarıyla yerini getirdi ancak bu sefer LaMarcus aksadı. Playofflarda hiç olmayan şey, serinin kırılma maçında oldu ve LaMarcus 6/21 attı. Daha önce de söylediğim gibi hücumun bir bileşeni dahi aksasa galibiyete gidemiyoruz.

Serinin 6. maçı Oklahoma'da oynanacak. Ne yazık ki ipler artık onların elinde. Popovich'in bütün kozlarını oynamasını bekliyorum. Olur da kaybedersek Tim Duncan ve Manu Ginobili'nin kariyerlerinin son maçı olma ihtimali var. Bu gerçek her seferinde canımı acıtıyor ama göz ardı edemeyiz.

10 Mayıs 2016 Salı

Hücum Dengesizliği

'Girmeyince girmiyor işte' derler ya, işte o durum son zamanlarda Spurs'de çok yaşanmaya başladı. Ben de bunun üzerine bir iki şey yazmak istedim. Spurs hücumunda alan paylaşımı ve pas dağıtımının önemini tekrarlamaya gerek yok. Spurs, diğer NBA takımlarının aksine yeni basketbol trendine yani üçlüğe dayalı sisteme tam anlamıyla geçiş yapmadı. LaMarcus Aldridge'e sahip olan takımın onun orta mesafe şutundan ve post-up oyunundan yararlanmaması düşünülemezdi zaten. LaMarcus bu işleri bir bütün olarak belki de ligde en iyi yapan isim. Onun sağladığı bu imkan, pas dağıtımı ve üçlüklerle birleşince Spurs hücumu hep o bahsedilen takır takır işleyen makineye dönüşüyor. Peki problem ne? Hücumun bu saydığımız bileşenlerinden 'üçlükler' beklenmedik yerde aksıyor, aksayınca da tam aksıyor.

Bir NBA Finalleri serisinde en çok üçlük atan oyuncu unvanına sahip olan Danny Green'in sezon boyu formsuzluğundan bahsedip durduk. Onun üçlükleri olmadan takır takır işleyen sistemden bahsetmek mümkün değil. Hücumdaki aksama temelde onunla başlıyor. Rakamlarla konuşacak olursak Green geçtiğimiz sezon 41%'le üçlük atarken, bu sezon 33%'le attı. İyi (gibi görünen) haber şu ki playofflarda şu ana kadar 48%'le atıyor. Maç özelinde bakarsak 5/6 attığı ilk Thunder maçını kazandık. 3/8 attığı ikinci maçı kaybettik. 2/5 attığı üçüncü maçı kazandık. Bir üçlük deneyip isabet bulamadığı 4. maçı kaybettik. Üçüncü maçtaki istatistiği önermeyi yanıltır gibi görünüyor ama o noktada da şu detayı vermek istiyorum: Spurs o maç takım halinde 52%'yle üçlük attı, yani Green'in açığı kapanmıştı.

Bir diğer güvendiğimiz isim Patty Mills Thunder serisinde denediği 11 üçlükten yalnızca 2 isabet çıkarabildi. Sezon içinde 48%' gibi inanılmaz bir yüzdeyle atan Kawhi da 4 Thunder maçında toplam 13'te 4 üçlük attı [1. maç(W) 1 isabet, 2. maç(L) 0 isabet, 3. maç(W) 3 isabet, 4. maç(L) 0 isabet]. Özetle takımın majör üçlük silahlarının performanslarına istatistiksel olarak baktığımızda bu sıkıntıyı anlayabiliyoruz. Bir gün giren şut, diğer gün girmiyor. Alan müthiş paylaşılıyor, savunmalar bir  şekilde aşılıyor ama hepsinin mükafatı olacak o üçlük isabeti gün aşırı maçlarda dahi farklı sonuçlanıyor. Dalgalanma risk teşkil edecek bir boyuta ulaştı artık. Her konuda istikrarıyla ABD'de model takım haline gelen Spurs alışmadığı bir şekilde maç içerisinde istikrarsızlık yaşıyor. Olay gününde olmama durumundan çıkalı çok oldu, maçlar kaybediliyor. Thunder serisinde hala favoriyiz ama durumun da 2-2 olduğunu hatırlamakta fayda var. Thunder serisi geçildiği takdirde bölüm sonu canavarlarıyla oynuyor olacağız. Biri son şampiyon diğeri ise rekorları alt üst ederek 8-0'la gelen Cavs. İşlerin rayına girmesi için fazla vaktimiz yok.

29 Eylül 2015 Salı

Start

Spurs medya gününden bir kare. 15-16 sezonu hazırlıkları bugün itibariyle başlıyor. Hazırlık kampı, pre-season maçları derken yaklaşık 1 ay sonra lig başlayacak. Yeni sezon adına en büyük temennim takımın sağlıklı kalması. Takım adına heyecanlıyım, elbette ki beklentiler var ama her şeyden önce temkinli olacağımız bir sezona giriyoruz. Temkinliyim çünkü ilk defa sisteme dışarıdan bir süper yıldız entegre edildi. Pop ve ekibine güvenim sonsuz, sadece merakımı gidermek için izlemem gerekiyor. Çok büyük ihtimalle Duncan-Ginobili-Parker üçlüsünün beraber oynadığı son sezon olacak. Bu yüzden olabildiğince Spurs maçı izleyin derim.

22 Temmuz 2015 Çarşamba

Yaz Ligi - Şampiyon Spurs Şampiyon Becky

Becky Hammon devrimleri devam ediyor. NBA tarihinin ilk ve tek kadın yardımcı antrenörü olma unvanını taşıyan Becky Hammon bir ilkin altına daha imza attı. Gregg Popovich Las Vegas Yaz Ligi'nde takımın baş antrenörü olması için Becky Hammon'ı seçmişti. Bu kararla birlikte bir NBA takımını maça çıkaran ilk kadın baş antrenör olmayı başaran Becky, bir de üzerine Yaz Ligi'nin şampiyonu olarak zirve yaptı. Daha şimdiden önümüzdeki yıllarda diğer takımlardan baş antrenörlük teklifi alabileceği konuşulmaya başlandı. Tüm bunların Spurs çatısı altında gerçekleşmesi de beni ayrıca sevindiriyor. Her alanda örnek bir yapı.

20 Temmuz 2015 Pazartesi

Baynes'in Gidişi

Spurs'ün off-season hamleleri üzerine yazmaya devam ediyorum. Spurs bu yaz yollarını ayırdığı rol oyuncularından biri de Aron Baynes. Baynes kontratının bitmesiyle beraber geçtiğimiz yaz da boşa çıkmıştı. Uzunca bir süre onunla imzalanmamış, takım seçeneklerini değerlendirdikten sonra Baynes'i takımda tutmaya karar vermişti. Bu yaz senaryo farklı oldu ve Baynes Pistons'ın yolunu tuttu. Baynes de tıpkı Cory Joseph gibi NBA kariyeri boyunca Spurs'te oynamış bir isimdi. Revizyon çanları çalmaya başladığında gönderilecek isimlerin başında geliyordu. Benim düşünceme göre bir sezon geç kalınmış bir hamle oldu, geçtiğimiz yaz onun yerine Gustavo Ayon'la imzalanmasını istiyordum. Baynes'i hiç bir zaman tam olarak benimseyemedim. Özellikle geçtiğimiz sezon üst üste poster oldukça bu fikrim daha da keskinleşti. James Harden, Blake Griffin gibi isimler üzerinden uçarken ekran başında gözlerimizi kapatıyorduk. Savunma bir kenara hücumda da pasif bir isimdi. Pistons'ın ona verdiği 3 yıl için 20 milyon dolarlık hak ettiğinden fazla diye düşünüyorum. Yine de kariyerinin evrimini zaman gösterecek. Biz yine takıma kattıkları için teşekkür edelim.

17 Temmuz 2015 Cuma

Bonner'la Devam

Sadık görev adamı Matt Bonner Spurs formasını giyeceği 10. sezon için 1 yıllık kontratın altına imza attı. Kontrat beklenildiği üzere veteran minimum. Yıllar geçtikçe Red Rocket'ın skora doğrudan etkisi azalıyor ancak durum ne olursa olsun Spurs ondan vazgeçmiyor. 35 yaşının içinde olduğu şu günlerde hala takım için arka planda faydalı işleri yapan bir isim. Antrenmanlarda ve benchte mental anlamda yardımcı olduğunu düşünüyorum. Belki bilmeyenler vardır, Bonner NBA'in en başarılı akademik geçmişe sahip oyuncusu. Florida Üniversitesi'nden aldığı 3.96'lık bir İşletme lisans derecesi var. Bunu da hesaba kattığımızda maç dışında da gerçekten ne yapması gerektiğini bilen biri olduğu sonucuna varabiliriz belki de. Bu sezon David West ve Marjanovic'in katılmasıyla sürelerinin iyice azalması oldukça muhtemel görünüyor. Yine ceza şutlarını sokması için kritik anlarda sahaya sürülecektir. Geçtiğimiz yıl üçlük çizgisinin gerisinde 36.5%'a kadar gerilemişti. Umarım bu yıl bunu toparlar.

14 Temmuz 2015 Salı

Marjanovic

Spurs'ün geçtiğimiz günlerde sözleşme imzaladığı Boban Marjanovic'in ne kadar süre alacağını şu aşamada kestirmek zor ancak yine de benchte onun gibi bir oyuncu olmasını istiyordum. Bir keresinde geçtiğimiz yıl boşa çıkan JaVale McGee'nin de benchte fena durmayacağını yazmıştım. Boris Diaw ve Aaron Baynes ne kadar verimli olsalar da insan kenarda gerçekten uzun bir pota altı oyuncusu bulunsun istiyor. Bu anlamda Sırbistan Ligi'nin son 3 sezonunun MVP'si Marjanovic benim açımdan noktan atışı bir transfer oldu. Geçtiğimiz yıl Euroleague en iyi takımına seçilen 2.23'lük Marjanovic NBA'de de bir rotasyon oyuncusu olarak fark yaratabilir diye düşünüyorum. Boy avantajıyla ribaund ve bloklarda etkili olabilir. Ondan beklentim adaptasyon sürecini atlatması sonrasında Rudy Gobert etkisi yaratması.

13 Temmuz 2015 Pazartesi

12 Numara

Spurs 12 numaralı formayı Bruce Bowen adına emekli etmişti. Kariyeri boyunca 12 giyen LaMarcus numarasını giymeye devam etsin diye Bowen 12'nin emeklilikten çıkarılmasını istemiş. Spurs çok büyük bir aile, buna emekli olmuş efsane oyuncuları da dahil.

11 Temmuz 2015 Cumartesi

Teşekkürler Cory

Takımın son 20 yıldaki en büyük değişime yelken açtığı şu günlerde takımda tutulması mümkün olmayan Cory Joseph Toronto'ya gitti. Spurs'ün kendi draft ettiği bir oyuncuydu. Parker'ın sakatlandığı dönemde yararlı olduğunu söyleyebiliriz. Patty Mills kadar iyi bir hücum silahı olmasa da güvenilir bir rol oyuncusuydu. Mevcut şartlar altında Toronto'nun ona verdiği 4 yıllık 30 milyon dolarlık kontratı Spurs'ün verme şansı yoktu. Bu da beraberinde ayrılığı getirdi. 4 yıllık NBA kariyeri boyunca Spurs'ten başka bir takımda forma giymemiş Joseph için de yepyeni bir sayfa açılıyor. Geçtiğimiz yıllarda benzeri bir durum DeJuan Blair'de yaşanmıştı. Spurs'ten ayrıldıktan sonra bir türlü dikiş tutturamadığını gördük. Umarım aynısı Joseph'te de yaşanmaz.

Geçtiğimiz sezon maç başına yalnızca 18 dakika oynayıp ortalama 6.8 sayı atan Joseph'in yıllık 7 milyon dolardan fazla kazanacak olması, dün 5 milyonun altına imza atan Tim Duncan'ın yaptığı büyüklüğü yeniden gözler önüne seriyor.

7 Temmuz 2015 Salı

Spurs !

Duncan dönemi başladığından beri hep kendi yıldızını kendi yaratma felsefesini benimseyen Spurs, bu off-season bir değişiklik yaparak serbest oyuncu pazarına atıldı. Şu ana kadar elde edilen sonuç kağıt üzerinde mükemmel ötesi görünüyor.

Önümüzdeki sezon emekli olup olmayacağı tartışılan Timmy ve Manu oynayacaklarını açıkladılar. Serbest kalan oyuncular arasında belki de içime en çok sinecek isim olan LaMarcus Aldridge ile anlaşıldı. Kawhi ve Danny Green takımda tutuldu. En son gelen haberlere göre David West de veteran minimum kontrat karşılığında takıma katılacakmış. Bundan iyisini düşünemezdim gerçekten.

Spurs organizasyonuna hayran olmamak elde değil. Son 15 yıldır hep takıma yan parça monte etmek için kullandıkları serbest oyuncu pazarına ilk ciddi girişlerinde devrim niteliğinde bir hamleyle Aldridge'i çekmeyi başardılar. Duncan sonrası dönemin belirsizliği büyük ölçüde dağıldı diyebiliriz. Daha iyisi, önümüzdeki sezon hepsi beraber olacaklar. Parker-Green-Kawhi-Aldridge-Duncan. Nazar değmesin ama bu müthiş bir beş.

Duncan-Parker-Ginobili üçlüsünün hücumda geriye gittiğini geçtiğimiz sezon net bir şekilde gözlemlemiştik. Bu noktada takıma katılan LaMarcus inanılmaz bir skor tehdidi olmasının yanı sıra, yıllardır Duncan'ın yanına gelen neredeyse kimseden alamadığımız oyunun iki yönünde verimliliği de sağlayacak. Topu çemberden geçirmeyi doğru fundamentallar çerçevesinde bilen iki adet 2.11'lik uzununuz varsa rakip takımın savunma kurgusu sizin için özel olarak ayarlanmak zorunda.

Kawhi'ın takımda kalmasını zaten bekliyorduk çünkü Spurs organizasyonu içerisinde yetişen süper yıldızların takıma olan sadakati yıllar boyunca takım kültürünün bir parçası haline geldi. Danny Green'in takımda tutulması da çok başarılı bir iş. Keskin şutörlüğü ve yıpratıcı savunmasıyla onun gibisini bulmamız oldukça zordu. Aç gözlü takımlar sulanmadan ilk günden kontrat yenilemek akıllıca oldu. Belinelli, Joseph, Splitter gibi isimlerden vazgeçebilirdik ama Green için aynısını söylemek zor.

Splitter'a değinmişken bu noktada Mike Budenholzer'ın kıyağını da es geçmemek gerekir. LaMarcus'u takıma katmak için gereken cap boşluğu ancak Splitter'ın gönderilmesiyle oluşuyordu. Hawks'ta baş antrenörlüğünün yanı sıra basketbol operasyonlarının da başına geçen Budenholzer, Spurs'te geçirdiği 17 seneye bir minnet sunarcasına Splitter'ı bizden aldı ve cap'i rahatlatmamızı sağladı.

Belinelli ve Joseph rotasyonda katkı veren parçalardı ancak takımı yeniden yapılandırma aşamasında onlardan vazgeçmek gerekti. Önümüzdeki günlerde guard rotasyonuna bir takviye bekliyorum zira drafttan da burayı besleyecek bir seçim gelmedi.

Son olarak Indiana'daki 12 milyon dolarlık oyuncu opsiyonundan vazgeçip, 1.5 milyon dolara bizim takımla imzalayan David West'in de takıma katılmasından oldukça memnun olduğumu söylemek istiyorum. 35 yaşına basacağı şu günlerde şampiyonluk uğruna böylesine fedakarlık yapan bir isim, kısıtlı süre alsa dahi sahada çok istekli olacaktır.